Instagram story viewer> @unautrebuch> Post
9 months ago
(Bu yazının devamı Substack'tedir.)

★★★☆☆
Ocak ayında okuduklarım ¼ : Meiko Kawakami’nin “All the Lovers in the Night” romanı. Yakın bir arkadaşımın birlikte kitap okuma teklifi üzerine seçtiği bu roman benim için senenin ilk kurgu kitabı oldu, son derece hoş bir başlangıç. 

Ana karakterimiz Fuyuko, 30’lu yaşlarında freelance olarak basılacak metinlerdeki yanlışları inceleyen bir düzeltmendir (proofreader). Aynı zamanda kendi hayatındaki ve çevresindeki sayılı insanın da hayatındaki her olayı uzaktan ve son derece detaylı şekilde gözlemler. Kendisiyle birebir iletişimde olan yayınevi editörlerinden biri olan Hijiri haricinde günlük olarak konuştuğu pek kimse yoktur, ancak bir noktada tesadüfen gittiği bir kurs merkezinde kendisini lisede fizik öğretmeni olarak tanıtan Mitsutsuka ile tanışır. Bu tanışıklık zamanla düzenli olarak buluşulan tereddütlü bir flörte dönüşür. Bu tanışıklık ve Fuyuko’nun kendi seçimleri ile zamanla etrafındaki olayları adeta bir camın arkasından izleyen karakterimizin farklı katmanlarını keşfediyor, yolculuğunu merak eder hale geliyoruz. 

Kitap bilinçli olduğunu düşündüğüm bir şekilde yavaş bir tempoyla başlıyor. Karakterimizin etrafından hem çok etkilendiğini hem de kendi kozası içinde yalnızca etrafını inceleyerek, hiçbir şeye dokunmadan –korkarak– yaşamaya çalıştığını görüyoruz. Kendi içinde çok fazla hesaplaşma yapıyor ve değerlendirmelerinde kendisine karşı hiçbir zaman anlayışlı değil. 

Kitabın neredeyse tam olarak ortasında Fuyuko lisede başına gelen son derece travmatik bir olayı anlatıyor bize. Sonrasında bunun kendisini nasıl etkilemiş olabileceği üzerine çok fazla düşünmüyor ancak benim bakış açıma göre karakterin yalnızlığını, kendini dünyadan ve insanlardan bu derece soyutlamış olmasını en net şekilde açıklayan hadise buydu kitapta. Devamında Mitsutsuka ile ilgili yaşadığı gelgitler ve insanlarla ilgili yaşadığı her türlü tereddütü post travmatik stres bozukluğu bakış açısından anlamlandırabiliyorum kendimce.
0
Posted On: February 6th 2026, 10:13 pm
(Bu yazının devamı Substack'tedir.)

★★★☆☆
Ocak ayında okuduklarım ¼ : Meiko Kawakami’nin “All the Lovers in the Night” romanı. Yakın bir arkadaşımın birlikte kitap okuma teklifi üzerine seçtiği bu roman benim için senenin ilk kurgu kitabı oldu, son derece hoş bir başlangıç.

Ana karakterimiz Fuyuko, 30’lu yaşlarında freelance olarak basılacak metinlerdeki yanlışları inceleyen bir düzeltmendir (proofreader). Aynı zamanda kendi hayatındaki ve çevresindeki sayılı insanın da hayatındaki her olayı uzaktan ve son derece detaylı şekilde gözlemler. Kendisiyle birebir iletişimde olan yayınevi editörlerinden biri olan Hijiri haricinde günlük olarak konuştuğu pek kimse yoktur, ancak bir noktada tesadüfen gittiği bir kurs merkezinde kendisini lisede fizik öğretmeni olarak tanıtan Mitsutsuka ile tanışır. Bu tanışıklık zamanla düzenli olarak buluşulan tereddütlü bir flörte dönüşür. Bu tanışıklık ve Fuyuko’nun kendi seçimleri ile zamanla etrafındaki olayları adeta bir camın arkasından izleyen karakterimizin farklı katmanlarını keşfediyor, yolculuğunu merak eder hale geliyoruz.

Kitap bilinçli olduğunu düşündüğüm bir şekilde yavaş bir tempoyla başlıyor. Karakterimizin etrafından hem çok etkilendiğini hem de kendi kozası içinde yalnızca etrafını inceleyerek, hiçbir şeye dokunmadan –korkarak– yaşamaya çalıştığını görüyoruz. Kendi içinde çok fazla hesaplaşma yapıyor ve değerlendirmelerinde kendisine karşı hiçbir zaman anlayışlı değil.

Kitabın neredeyse tam olarak ortasında Fuyuko lisede başına gelen son derece travmatik bir olayı anlatıyor bize. Sonrasında bunun kendisini nasıl etkilemiş olabileceği üzerine çok fazla düşünmüyor ancak benim bakış açıma göre karakterin yalnızlığını, kendini dünyadan ve insanlardan bu derece soyutlamış olmasını en net şekilde açıklayan hadise buydu kitapta. Devamında Mitsutsuka ile ilgili yaşadığı gelgitler ve insanlarla ilgili yaşadığı her türlü tereddütü post travmatik stres bozukluğu bakış açısından anlamlandırabiliyorum kendimce.

More posts

back to up