Posted On: August 12th 2026, 03:16 pm
Orta Asya’dan İran üzerinden Anadolu’ya ulaşan eski Türk mimari geleneğinin İstanbul’da günümüze kalmış tek temsilcisi: Çinili Köşk. 💙
Fatih Sultan Mehmed tarafından 1472 yılında, henüz Topkapı Sarayı’nın ilk yapılarının yükseldiği dönemde yaptırılan köşk; bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin hemen yanı başında, bir zamanlar Haliç’e ve Boğaz’ın girişine hâkim olan yamacın üzerinde duruyor.
Ama burası yalnızca güzel çinilerle süslenmiş bir saray köşkü değil. Planına baktığımızda bizi İstanbul’dan çok daha eski bir mimari hafızaya götürüyor. Yapının ana katı, ortadaki bir mekâna açılan dört eyvan şemasına sahip. Orta Asya ve Selçuklu mimarisinde karşılaştığımız bu düzen; kubbelerde, tonozlarda ve şebeke biçimindeki kaburgalarda da kendini gösteriyor.
Zaten Fatih devrinin tarihçisi Tursun Bey de burayı öyle etkileyici bulmuş ki köşkü adeta “sırçadan yapılmış bir yer” ve “altlarından ırmaklar akan cennetler” gibi tasvir etmiş. Çinili Köşk’ün eski isimlerinden birinin “Sırça Saray” olması da boşuna değil. ✨
Ve tabii yapıya bugünkü adını veren çiniler…
Büyük giriş eyvanını kaplayan firuze ve lâcivert tonlar, mozaik çini tekniğiyle hazırlanmış bezemeler ve yaklaşık 3 metre yüksekliğe kadar duvarları kaplayan altıgen çiniler, köşkün en büyüleyici ayrıntılarından. Büyük kemerin altında ise firuze zemin üzerine beyaz çinilerle işlenmiş kûfî yazılar bulunuyor.
Köşkün hikâyesi Fatih’le de bitmiyor.
IV. Murad döneminde değişiklikler görüyor, 1737’de büyük bir yangın geçiriyor, ardından yapılan onarımlar yapının özellikle ön cephesini değiştiriyor. Bugün gördüğümüz revakın da büyük ölçüde bu süreçten sonra şekillendiği düşünülüyor. Fatih’in ardından yeni Sarayına taşınılsa bile padişahlar ara ara burayı kullanmaya devam edilmiş.
19. yüzyıla geldiğimizde ise Çinili Köşk bambaşka bir kimliğe bürünüyor: 1873’ten sonra Âsâr-ı Atîka Müzesi’ne tahsis ediliyor ve Osmanlı müzecilik tarihinin en önemli mekânlar
Load More