
a month agovücûd, varlığın kendisi ve hakikati bakımından Hakk’a nispet edilir; mazhar ise bu vücûdun ve ilâhî isimlerin belirli bir surette görünür hâle geldiği mahaldir. Bu nedenle âlem, Hakk’ın kendisi değildir; fakat Hakk’tan bağımsız, kendi başına kaim bir varlık da değildir. Âlem, ilâhî isimlerin ve sıfatların tecellîlerinin göründüğü bir mazharlar bütünü olarak anlaşılır. “Yaratılan var mı?” Evet, yaratılan vardır; fakat yaratılanın varlığı kendinden ve bağımsız değildir. Onun vücûdu Hakk’ın vücûduna bağlı, varlığı ise kendisine ait olmayan bir varlıktır. insan için de geçerlidir. “Ben” vardır; fakat bu “ben”, mutlak ve müstakil bir varlık değildir. Kendisine verilmiş vücûd içinde kendisini bağımsız bir varlık zanneden bir idrak hâline gelebilir. Tecellî ise Hakk’ın zatının âleme dönüşmesi değil, ilâhî isim ve sıfatların farklı mazharlar üzerinde açığa çıkmasıdır. Böylece “Hakk var, âlem ne?”, “yaratılan var mı?”, “ben kimim?” ve “tecellî nedir?” s Vücûd Hakk’a, mazhar âleme, tecellî Hakk’ın isimlerinin görünüşüne, insan ise bu tecellîleri cem edebilen özel bir mazhar oluşuna işaret eder
