Posted On: October 17th 2026, 03:52 pm
Dünyanın bütün karmaşasından uzak,
canım kızıma ve canım oğluma sarıldığımda,
cennetin bir yer değil, bir hâl olduğunu hissediyorum. Sevginin, birliğin, huzurun içinde…
Dünyanın en zengin, en mutlu insanı oluyorum.
Sonra dışarıdaki dünyaya dönüyorum.
Yağmurlar, seller, kaybolan hayatlar, incitilen hayvanlar, adaletsizlikler…
İnsanın insana, insanın başka bir cana yaptıklarını gördükçe içim ürperiyor.
Dualiteyi biliyorum;
iyiliğin ve kötülüğün varlığını, hayatın düğümlerini… Ama yine de kötülüğün neden bu kadar acımasız olabildiğini anlamakta zorlanıyorum.
Bir çizgi filmde bile kötülük,
sonunda iyiliğin kazanacağı umuduyla anlam buluyor. Peki gerçek hayatta bunca acının karşılığı ne?
Sonra yeniden çocuklarıma sarılıyorum.
Anlıyorum ki cennet, sevginin olduğu yerde;
cehennem, merhametin terk edildiği yerde başlıyor.
Dileğim, yalnızca kendi çocuklarımın değil,
bütün çocukların güvenle uyuduğu;
hiçbir canlının korkuyla yaşamadığı,
kimsenin sevgiden ve adaletten
mahrum kalmadığı bir dünya…
Çünkü insan, yalnızca kendi mutluluğuyla yetinebiliyorsa henüz bütünün farkına varamamıştır.
Herkesin sarılacak bir sevdiği,
sığınacak bir huzuru, inanacak bir iyiliği olsun.
Ve hiçbir canın gözyaşı,
başka birinin mutluluğunun bedeli olmasın. ☀️