Bu üçleme kafanızı fazlasıyla kurcalayacak.
Serinin ilk kitabı olan Cam Kent bir telefon görüşmesiyle başlıyor. Normalde yazar olan ana karakter bir anda kendini dedektif rolüne bürünmüş olarak buluyor. Bir polisiye gibi başlayan ve dışarıdan bakıldığında öyle yorumlanabilecek bu kitap insanın kentte ve kendi içinde kaybolmasını, kimliksizliği, kimlik arayışını ve kimlik erimesini anlatıyor. Postmodern kurmacanın iyi örneklerinden olduğunu düşündüğüm bu kitap fazlasıyla katmanlı, kapalı, çözümlenmeyi bekleyen bir dile sahip. Yani sizi okudum ve anladım, bitti diyebileceğiniz kolay anlaşılır bir metin beklemiyor, baştan söyleyeyim.
Serinin ikinci kitabı Hayaletler ve üçüncü kitabı Kilitli Oda birbirinden tamamen ayrı kitaplar gibi hissettiriyor. Üç farklı hikaye okuyormuş hissi veriyor ancak üçüncü kitabın sonunda seri birbirine bağlanıyor; semboller, ilmekler görünür hâle geliyor.
Yorumlamayı, düşünmeyi, iz sürmeyi, kafanızın karışmasını seviyorsanız bu kitap tam size göre. Benim son yıllarda okuduğum en iyi kitaplar arasındalardı. Kesinlikle tavsiye ederim.
.
.
#kitaptavsiyesi #reklam #paulauster
Bülbülü Öldürmek, ırkçılığı küçük bir kızın gözünden anlatan çok etkileyici bir roman. Babası avukat olan Atticus’un adalet için verdiği mücadeleyi okurken, aslında bir toplumun önyargılarıyla yüzleşiyoruz. Kitapta bir siyah adamın, beyaz bir kıza tecavüz ettiği iddiasıyla yargılanması ve suçsuz olmasına rağmen kendini savunmakta zorlanması gerçekten sarsıcıydı.
Bir de kitapta geçen “İnsanlar neyi görmek istiyorlarsa onu görürler.” sözü var ki, romanın anlattığı önyargı meselesini çok güçlü bir şekilde özetliyor. Okurken insan, adaletin bazen gerçeklerden değil insanların inançlarından beslendiğini fark ediyor. Bu yüzden kitap sadece bir hikâye değil; vicdan, adalet ve empati üzerine güçlü bir hatırlatma. 📚
#bülbülüöldürmek #kitapokumakgüzeldir #kitapönerileri #ırkçılık #insanıanlamak
Söylemeyi unutmuşum. Yarın 19.30'da @edirneodasahnesi'nde bu kitabı konuşacağız.
@altkatokur
"Bir çiçek için hapse girmek mi? 🌷⛓️
1600'lü yıllarda Hollanda'da bir lale soğanı, bir ev fiyatına satılabiliyordu. Bu 'Lale Çılgınlığı' (Tulipmania) döneminde en nadir, en ulaşılamaz olanı ise efsanevi Siyah Lale idi. 🥀
Alexandre Dumas, bu tutku ve rekabet dolu dönemi harika bir kurguyla ölümsüzleştirdi. Bazen bir çiçek, sadece bir çiçek değildir; bir özgürlük hikayesidir.
✨ Sizce bir tutku uğruna neleri feda etmeye değer? Yorumlarda buluşalım! 👇
#SiyahLale #AlexandreDumas #KitapÖnerisi #LiberiumArtCenter
🎙️ Liber Kültür Sanat Derneği’nde Başkan Yardımcısı olarak görev alan kıymetli yol arkadaşımız Sibel Türker ile bir sohbet gerçekleştirdik.
Liber’in hayatımıza etkisini,
Liber Kitap Kulübü sayesinde keşfedilen kitapları,
ve özellikle takip edilen alt kulüpleri konuştuk.
Bir topluluk yalnızca bir araya gelmek değildir; birlikte düşünmek, dönüşmek ve çoğalmaktır.
Peki sizin için Liber ne ifade ediyor?
Yorumlarda buluşalım. 🤍
#LiberKültürSanatDerneği #LiberKitapKulübü #LiberleDüşünüyorum #KadınDayanışması #OkumaKültürü
GEREKÇELERİ:
Sırça Köşk - Sabahattin Ali
1947 yılında yayımlanan birkaç kısa öyküden ve “büyüklere masallar” şeklinde tabir edilebilecek masallarından oluşan Sırça Köşk, dönemin devlet yönetimine ve düzenine eleştirel bir bakış sunduğu için bir dönem yasaklı kitaplar arasındadır.
41 yaşındayken öldürülen yazarın öldürülmeden bir sene önce yayınlanan kitabı devlete bir başkaldırış olduğu iddiasıyla yayından kaldırıldı.
—-
Küçük Kara Balık - Samed Behrengi
Türkiye’de 12 Eylül darbesinin hışmına da uğradı; 1982’de Küçük Kara Balık kitabında komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle kitapları yasaklandı.
1968 yılında, henüz 28 yaşındayken Aras Nehri’nde ölü bulundu…
———-
Felsefenin Temel İlkeleri - Georges Politzer
İlk olarak SSCB’de etkilerini göstermeye başlayan kitap, Türkiye’de de oldukça fazla ses getirmiştir. 12 Eylül yönetimini etkilediği gerekçesiyle kitap yasaklandı ve toplatıldı. Bu yasaktan sonra kitabın ilk basımı 1990 yılında yapıldı.
Principes Élémentaires de Philosophie, 12 Eylül Darbesi sırasında yasaklanan ilk kitap olma unvanını da taşıyor.
——-
Asılacak Kadın - Pınar Kür
Halkın ar duygularını incittiği gerekçesiyle 1985 yılında toplatıldı. Davadan karar çıkmak üzereyken, Başar Sabuncu romanı sinemaya uyarlıyordu. Romanla aynı adı taşıyan film sinemalarda serbestçe gösterilirken romanın yasağı hâlâ kalkmamıştı.
—-
Rengâhenk - Can Yücel
Türkiye’de 1980’de müstehcenlik suçlamasıyla yasaklandı ve toplatıldı.
——-
Medarı Maişet Motoru - Sait Faik Abasıyanık
Ciddi bir siyasi hedef göstermemesine rağmen romanda yazar kahramanlarından birine eski bir asker kaputu giydirmiş olduğu için yayımlandığı yıl olan 1944’te Türkiye’de sıkıyönetim mahkemelerince toplatılmıştı.
Kitabı @isbankasikulturyayinlari yıllar sonra sansürsüz bir şekilde “tehlikeli” bulunarak çıkarılan kısımları koyu harflerle vererek eksiksiz olarak tekrar yayınladı.
——-
Böyle Bir Sevmek - Attila İlhan
1979’da basılan kitap bu kitabı 12 Eylül 1980 darbesi sonrası sakıncalı bulunduğu gerekçesiyle yayından kaldırılan ve toplatılan kitaplar arasında yer aldı.
#yasak #darbe #kitap #kitaplarım #kitaptavsiyesi
Bir kadın kendi kaderini yazmaya karar verirse ne olur?
Milattan sonra 40’lı yıllar. Anadolu’da genç bir kadın, kendisi için belirlenmiş hayatı reddediyor. Bekâretini bir itaat değil, bir direniş olarak sahipleniyor. Tekla umut oluyor, tehdit oluyor. Susturulmak isteniyor.
Frédéric Gros, yüzyıllarca geri plana itilen mucizelerle dolu bu hikâyenin neden başlangıç noktası olabileceğini bu söyleşide paylaşıyor.
“İlk Hikâye” kolektifkitap.com’da %30 indirimde! 📙
Bülbül’ü Öldürmek: Adaletin ve Masumiyetin Sınavı
Moderatörümüz Meliha KİLECİ eşliğinde Gazipaşa Anadolu Lisesi öğretmenleri olarak bu haftaki tahlil masamızda, dünya edebiyatının en sarsıcı vicdan muhasebelerinden biri olan Bülbül’ü Öldürmek vardı.
Geçtiğimiz ay incelediğimiz Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabının aksine, bu eser bizi ütopyalardan çekip alarak hayatın en sert realist gerçekleriyle; ırkçılık, önyargı ve toplumsal ikiyüzlülükle yüzleştirdi.
Tahlilimizde özellikle şu noktaların altını çizdik:
Öğretmen Olarak Ebeveynlik: Atticus Finch karakterinin, çocuklarına doğruluğu ve empatiyi sadece anlatarak değil, bizzat yaşayarak öğretmesi biz eğitimciler için bir "örnek davranış" rehberi niteliğindeydi.
Vicdanın Sesi: "Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim" düsturunun, toplumsal baskıların ne kadar üzerinde olduğunu tartıştık.
Bülbülün Sembolizmi: Hiç kimseye zararı dokunmayan, sadece şarkı söyleyen masumların (Tom Robinson ve Boo Radley şahsında) toplumun önyargıları tarafından nasıl kurban edildiğini analiz ettik.
Sonuç olarak; Bülbül’ü Öldürmek bize sadece geçmişin karanlık bir tablosunu değil, bugün bile hâlâ ihtiyacımız olan "bir başkasının ayakkabılarıyla yürüyebilme" yani empati yeteneğinin hayatiyetini hatırlattı. Adaletin bazen mahkeme salonlarında değil, Scout gibi bir çocuğun berrak zihninde ve tertemiz vicdanında saklı olduğunu bir kez daha gördük.
Bülbül’ü Öldürmek kitabında sizi en çok sarsan cümle hangisiydi?
"Gelecek ay hangi türde ilerleyelim?
(Klasikler 📚 / Modern Edebiyat 🖋️)"
Yorumlarda buluşalım ⤵️
@tcmeb
@antalyamem07
@gazipasa_ilce_milli_egitim
@remzi_yetkin
kisle7
@htctrzgl
@esenosam
@melihakileci
mustafaakkoca64
@denzgrc07
@hmzsri08
@nazifekslk
@snl.glc_70
adnankaya
@gazipasaogretmeneviii
🖊️Yazar Faruk Demir, "Sokağın Çığlığı" adlı eseri ile ilgili olarak şöyle der:
"Bu eserimi kaleme alma amacım madde bağımlılığı özelinde sosyal mesaj vermek ve toplumda bir genç dahi olsa bu tuzağa düşmesini engelleyebilmektir!" 👏
Kitapta, madde bağımlığına, gençleri manipüle ederek bağımlı hale getiren ve kuryelik, torbacılık yaptıran, yeri geldiğinde adam öldürten çetelere ve madde bağımlılığı ile mücadele konusunda toplum ve aileler tarafından yapılan yanlışlara işaret edilmiş olup, kitabın önsözü konunun uzmanı kıymetli bir bilim insanı tarafından yazılmıştır!
Yazarımız kitabında uyuşturucu kelimesi ve uyuşturucu isimlerini hiçbir şekilde geçmemiş olup, okurlarına kitabı yakın çevrelerindeki gençlere de gönül rahatlığıyla tavsiye edebilme imkanı sunmuştur!👈👍🤗🤗
Hikayede link paylaşılmış olup, kitap hakkında detaylı inceleme yapabilirsiniz. İlgililere duyurulur! 📢😉👍 Şimdiden iyi okumalar dilerim.. 📝👍📚
Daha fazlası için yazarımızı takip etmeyi unutmayın! 😊👉@sokagincigligikitap
#Her gün ileriye, dünden daha iyiye!
#kitaplagelisirinsan
#kitaplar #i̇mzagünü
#fuar
@seraysahinerr ilk kez okudum.
Ülkenin çok trajik boyutlara ulaşan kadın gerçeğini araya kattığı esprili cümlelerle tam öfkeden dişlerinizi sıktığınız bir anda kısacık bir tebessümle öfkeye bakışı mizaha çeviriyor. O kısacık gülümseme anlarında da siz olayla ilgili farklı bir bakış geliştiriyorsunuz.
Bu noktada mizahın ve edebiyatın acıyı nasıl dayanılır kıldığını görüyorsunuz.
O sebeple gülmek politik bir eylemdir.
Kitapta Leyla (27) evli ve iki çocuk annesi bir kadın. Ve bu ülkedeki bir çok kadının yaşadığı baba,abi şiddetinden sonra bir de koca şiddetini bağrına basıyor. Patron, sevgili tecavüzünden sonra bir de yasal tecavüzcüsünün saldırılarına boyun eğmek zorunda kalıyor. Kitapta aynı hikaye farklı iki farklı sonla bitirilmiş.. İkisi de içinize sinmiyor. Bir şeyler eksik bu çoğrafyada yaşayan kadınların öyküsünde.. Kızının hayatımda yardımcı oyuncu rolünü bile başaramayan anneler, Hüseyin Baradan zulmü ile evladını yakıp yıkan babalar, patronlar, öğretmenler..
Bunu yaşayan kadının da hayali artık beyaz atlı bir prens ya da janti duruşunla bir Ediz Hun centilmenliği değil sadece şefkatle saçını okşayacak bir Hulusi Kentmen oluyor.
Çünkü kadını en çok ailesinin erkekleri incitiyor. Sonradan hayatına gelenler canını yakıyor ama zaten kırık olan bir ruhu bir daha kıramıyor. Kadın sadece geçip gitmesini bekliyor.
Kitaptan bana kalanlar.
🌺Başkasının derdi olmasa insan kahrından ölür.
🌺Başkasının derdi her derde devadır.
🌺Tiksinmenin bir yerden sonrası gamsızlık
🌺Beni niye öldürmediler hiç anladım..
Okuyacak olana keyifli okumalar 🌾📖🖋️
#okudumbitti #tavsiyekitap📚 #antabus #
Bazen insanı değiştiren şey,
bildikleri değil…
fark ettikleridir.
Belki de en zor şey,
her şeyi anladığımızda başlıyordur …
Algernon’a Çiçekler; zekâ, etik, insan onuru ve sevilme ihtiyacı üzerine derin ve sarsıcı bir hikâyedir.
Bugün kütüphanelerimizin başköşesinde duran bu başyapıtların bir zamanlar yasaklı olduğunu biliyor muydunuz? 🚫📚
Edebiyat tarihimizde öyle dönemler yaşandı ki; bazen bir masal, bazen bir arabanın hikayesi, bazen de bir okul sınıfı tehlikeli bulundu. İşte yasaklanan, toplatılan ve yazarlarını hakim karşısına çıkaran o 4 kült eser:
Asılacak Kadın: Pınar Kür’ün bu cesur eseri, 80’li yıllarda müstehcenlik ve halkın ar duygularını incitme iddiasıyla yasaklılar listesine girdi.
Sırça Köşk: Sabahattin Ali’nin siyasi hiciv dolu bu kitabı, iktidarı eleştirdiği gerekçesiyle Bakanlar Kurulu kararıyla toplatıldı.
Hababam Sınıfı: Bugün hepimizi güldüren o masum sınıf, zamanında eğitim sistemini yermekle suçlanmıştı.
Fikrimin İnce Gülü: Adalet Ağaoğlu, Mercedes’iyle köyüne dönen Bayram üzerinden sistemi eleştirdiği için askeri kuvvetleri küçük düşürmekle suçlandı.
Zaman geçse de edebiyatın gücü hep baki kalıyor. Peki, sizin bu listede en şaşırdığınız kitap hangisi oldu? 👇💭
.
#yasaklıkitaplar #edebiyat #türkedebiyatı #kitapönerisi sabahattin ali | hababam sınıfı | adalet ağaoğlu | pınar kür