25 days agoİnsan-ı kâmil, Hakk’ın isim ve sıfatlarının en kapsamlı biçimde zuhur ettiği insandır. “Ben ne kadar büyük oldum?” değildir. Daha derin “Bende ne kadar az ‘ben’ kaldı?” Fakat “ben yokum” demek de mesele değildir. Mesele, benliğin kendisini müstakil ve mutlak bir merkez zannetmesinin çözülmesidir. Ben vardır; ama kendi kendisinin kaynağı değildir. Fiil vardır; ama insan onu mutlak anlamda kendisinden bilmemelidir. Varlık vardır; ama varlık kendinden bağımsız değildir. Çokluk vardır; ama çokluk mutlak bir kopukluk anlamına gelmez. Ve insan vardır. Fakat insanın hakikate yaklaşması, kendisine yeni bir kimlik yapmakta değil; kendini hakikatten bağımsızlaştıran kimliklere yapışmayı bırakmaktadır. “Ben kimim?” sorusu artık yeni bir kimlik bulmak için sorulmaz. “Bana ‘ben’ diye tutunduran ne varsa, bunların hangisi gerçekten ben?” Beden mi? Düşünce mi? Duygu mu? Bende görüneni kendime ait sanmıyorum. Çünkü ben mülkün sahibi değilim; bana açılanı görmeye çalışan bir kulum
25 days agoKendini bulmakla değil, kendine yapışmış olanları görüp bırakmakla… “Ben buyum” dediğin her kalıbı görmekle. “Ben yaptım” dediğin yerde durup bakmakla. “Benim” dediğin şeyin gerçekten sana ait olup olmadığını sormakla… Çünkü hakikate yolculuk, kendine yeni bir kimlik eklemek değildir. Kendisini hakikat zanneden kimliklerin çözülmesidir. Düşünceyi görmek ama düşünceyi kendisi sanmamak. Nefsi görmek ama nefsi hakikatin tamamı zannetmemek. Öfke gelir; öfkenin sende nasıl hareket ettiğini görürsün. Korku gelir; bedeninde ve zihninde ne yaptığını görürsün. Kıskançlık gelir; onun üzerine kurduğun “ben” anlatısını fark edersin. Sonra Kur’an’a dönersin. Ayet artık yalnızca başkasına söylenmiş bir söz değildir. Sana söylenmiştir. Bir ayeti ezberlemek başka, o ayetin sende açtığı hâli görmek başkadır. Bir insanı suçlamak başka, aynı hâlin kendi içindeki karşılığını görmek başkadır. İşte vahiy burada metin olmaktan çıkar, hitap olur. Hayat sıradan olayların toplamı olmaktan çıkar
25 days agoAsıl mesele, Hakk’ın isimlerinin kendisinde nasıl zuhur ettiğini idrak edebilmesidir. “Bende görünen neyi kendime ait sanıyorum?” Renkler, sesler, nağmeler, kasideler, gazeller, aşk, güzellik… Bütün bunlar insanı kendilerinde durdurabilir. Fakat arif için suret son durak değildir. Güzellik görülür ve güzelliğin kaynağı sorulur. Aşk yaşanır ve aşkın hakikati sorulur. Ses duyulur ve sesin ardındaki mânâ aranır. Gölge görülür ve aslı sorulur. Çünkü âlem yalnızca bakılan bir görüntü değil, okunan bir işaretler alanıdır. Şirk de yalnızca putların önünde eğilmek şeklinde düşünülmemelidir. İnsanın kendi gücünü mutlaklaştırması; kendisini hayatın sahibi sanması; bir insanı, makamı, parayı, ilişkiyi veya kendi nefsini merkeze koyması da bakışı hakikatten uzaklaştırabilir. Allah, zihnin içine sığdırılacak bir nesne değildir. O’nun isimleriyle tanımaya çalışırsın; fakat zihninde oluşturduğun tasavvuru Hakikat’in kendisi zannettiğinde, kendi suretini yerine koyma tehlike vardır.
25 days agoVarlık vardır; fakat varlıkların kendilerine ait, müstakil ve mutlak bir vücûdu yoktur. Bu yüzden mesele “yaratılan yoktur” demek değildir. Daha ince olan şudur: Yaratılan vardır; fakat kendi başına, kendinden kaim bir varlık değildir. İnsan “ahseni takvîm” üzere yaratılmıştır; fakat hazır bir kemal değildir. Bir istidattır. Akıl verilmiştir. İrade verilmiştir. Vicdan verilmiştir. Seçme imkânı verilmiştir. Mesele yalnızca insana ne verildiği değil, verilenle ne yaptığıdır. İlim verilir: “Ben biliyorum.” Kudret verilir: “Ben yaptım.” İnsan, kendisine verilmiş olanı kendisinin zannetmeye başladığında mazhar olduğunu unutup mâlik olduğunu sanmaya başlar. İşte düşüşün kapısı burada açılır. Çünkü insanın hakikate yaklaşması, kendisinde görüneni sahiplenmesiyle değil, onda neyin göründüğünü fark etmesiyle başlar.
25 days agoFıtrat, insanın yaratılışına yerleştirilmiş ilâhî bir istidattır. İnsan boş bir sayfa değildir. Akıl, irade, vicdan ve idrak verilmiştir. Bütün bunların içinde hakikati tanımaya ve ona yönelmeye açık bir istidat vardır. Vahiy ise bu fıtratın nasıl okunacağını gösteren rehberdir. Fıtrat yaratılışın diliyse, Kur’an o dili yeniden hatırlatan hitaptır. Bu yüzden Kur’an yalnızca geçmişte yaşanmış bir çağın kitabı değildir. Şimdiye gelir. Buraya gelir. Sana gelir. İnsan, ilâhî isimlerin tecellîlerine mazhar olabilecek toplayıcı bir varlıktır. Âlem bir aynadır; insan ise bu aynanın daha kapsamlı bir görünümüdür. Çünkü insanda ilim, kudret, irade, rahmet, güzellik ve hikmet görünür. Fakat büyük imtihan burada başlar: Mazhar olduğunu unutup kendisini kaynak zannetmek. “Ben başardım.” “Ben yaptım.” “Ben haklıyım.” Nefis, insana verilmiş kabiliyetlerin üzerine bir kimlik inşa eder ve sonra o kimliği gerçek zanneder.
8 months agoJ’aimerais travailler sur un shooting street très naturel, presque comme une balade dans Paris. Ton énergie m’inspire pour des images vivantes, spontanées, avec beaucoup de mouvement et de regard. L’idée serait de construire quelque chose ensemble, sans pression, en laissant place à l’improvisation. Si ça te parle, je serais ravi qu’on échange sur le mood et le quartier
