1999’da izlediğim Metallica konserinin bana getirileri ve götürüleri:
1. Abim ve o dönemki en yakın arkadaşımla, sabahın 7’sinde Ali Sami Yen’e gitmiştik. Geceden sabahlayan metalciler, stad otoparkında sabahın 7’sinde üstsüz bir şekilde maç yapıyordu. Sabahın 7’sinde bir topun peşinden koşan uzun saçlı ve üstsüz 20 metalci düşünün, gözünüzün önüne getirin. Şimdi düşünmeyin, gözünüzün önüne getirmeyin...
2. Stadın etrafı tam anlamıyla merch cennetiydi. KüçükÇiftlik Park önünde Tamino yazılı alın bandı alıp coşanlara Metallica cüzdanı, Metallica şapkası, Metallica t-shirt’ü, Metallica donu, Metallica atleti şoku... Ürün yelpazesi hayli genişti anlayacağınız. Warhol, eğer “Bir gün herkes 15 dakikalığına işportacı olacak” deseydi, o gün kesinlikle 1999’daki Metallica konseri günü olurdu. Dört yanınız denizlerle değil, işportacılarla çevriliydi. Ancak benim favorim, şu an saklasam, Ebay’de ABD’li bir enayiye falan iyi paraya okutabileceğim t-shirt’tü. Önü Master of Puppets, arkası Fear of the Dark baskılı, ikisi bir arada Metallica & Iron Maiden t-shirt’üm. Limited edition diye güzel kakalardım.
3. Yazın sıcağında 7 saat kuyruk beklemek... Bu kuyruk, dünyanın en büyük amele yanığını ve eğer benim gibi açık kumralsanız, oksijenli suyla sarartılmış gibi sararan saçları beraberinde getiriyor.
4. Bir noktada kuyrukta sıkılan metalcilerin, su dolu pet şişeleri havaya atmaya başladığını hatırlıyorum. Su bombası gibi patlyorlardı yerde. Bazıları, bu pet şişelere işediği için, arada çiş dolu pet şişelerin patlamasına denk gelmiştik...
5. Konserin ertesi günü üç sayısal dersten sınavım vardı. Girmedim, hatta o gün okula bile gitmedim, üç dersten de kaldım.
Load çıkınca “Satıcı Metallica” diyen yan sınıftaki çocuğu tartaklamaya kalkışacak kadar Metallica tutkunu bir çocuktan bugünlere geldik... Stüdyo İmge’nin Metallica kitabını 3-4 kez okumuş, yazıcıdan aldığı 20 siyah beyaz Metallica fotoğraf çıktısını poster niyetine odasına duvar kağıdı gibi dizmiş çocuk...
PS. Bu arada Load muazzam bir albümdür, prodüksiyonu ve sözleri bile yeter. Sırf “Metallica bozdu” demek için konuşanlardan uzak durun. #metallica #masterofpuppets #cliffburton #jameshetfield #larsulrich
#rock #metal #haevymetal #music #rockmetalicamusic
Zaman makinesi olsaydı orada olmak istermiydiniz?
#rock #metal #haevymetal #music #rockmetalicamusic
bu albüm bu kadar nefreti haketmiyor 🙏🏼🙏🏼
#metallica #album #stanger
Metalciliğimin zirve yılları… Damarımı kesseler At The Gates, Hypocrisy, Cannibal Corpse, Obituary, Carcass vs. akacak. Chuck Schuldiner’ı, öldüğü gün hayatımın en üzücü günlerinden biri olacak kadar seviyordum. (Hala da seviyorum)
Hafta sonu rutinlerden biri, Kızılay’daki Zıd Müzik adlı dükkana gidip upuzun listeden albüm seçmek. Bir de Pazar günleriydi sanırım, Cüneyt Abi’nin Kızılay’da açtığı işporta tezgahtan harika metal albümleri almak...
Ankara’da Maltepe Pazarı diye bir yer var. Bildiğiniz pazar yeri, ama hep açık. Kendine has kokusuyla, dünyanın en depresif yerlerinden. Günün birinde, niyeyse yolumuz oraya düştü. Metalci olduğumuz için, 2. el parka falan arıyoruzdur herhalde... Maltepe Pazarı’nın labirentimsi alanında yürürken bir ses duyduk. Ankara’nın görece muhafazakar yerlerinden biri olan Maltepe Pazarı’nda Death - Symbolic çalıyordu. Heyecanla müziğin yükseldiği yere gittik ve yüzlerce metal CD ile karşılaştık. Tomar tomar CD toplmaya başladık yangından mal kaçırır gibi. Dükkan sahibi metalci abiler şaşırdı tabii. Sonradan, hayatımızın belli bir bölümü, Maltepe Pazarı’ndaki o CD’lerin satıldığı yerde geçti. Çay, oralet, sohbet ve metal CD’leri...
Kendi arşivim bu sayede büyüdü. Eve CD yazıcı almamla da işi ticarete dökmeye karar verdim. Elimdeki CD’lerin listesini çıkardım ve listeyi çoğalttım. O dönem okuduğum Çankaya Lisesi’nde, listeyi sınıflara veriyordum. Sınıflardaki metalci ya da metalci olmaya niyetli çocuklara seçtikleri CD’leri satmaya başladım. Geceleri sipariş CD’leri çekiyor ve sonra fotokopiciden albüm kapaklarının fotokopisini çektiriyordum. Günün birinde, derste listeyi kontrol ederken Matematik hocası tarafından basıldım. Elimdeki listeyi alıp “Bu ne la?” dedi ve listenin başlığını aynen şöyle okudu: “Cede listesi”
Ardından beni müdürün odasına yolladı ve bir güzel azarlandım.
Bu “Cede listesi”nde en çok rağbet gören, albümlerini en çok sattığım gruplardan biri Opeth’ti. Özellikle Morningrise...
Bu vesileyle; zekasına, müzik bilgisi ve müzisyenliğine hala büyük saygı duyduğum Mikael Åkerfeldt’i analım. Harika albüm Opeth - Damnation’ın hakkını bir kez daha verelim. #opeth #mikaelakerfeldt #damnation #chuckschuldiner #metal
Metallica - Karabiberim (AI Edition)
#rock #metal #haevymetal #music #rockmetalicamusic
Metallica’nın One şarkısı, savaşın insan üzerinde bırakabileceği en korkunç sonuçlardan birini anlatır.
Hikâyede bir asker, savaş sırasında yüzüne yakın bir yerde patlayan bir mayın nedeniyle ağır şekilde yaralanır. Patlamanın etkisiyle kollarını ve bacaklarını kaybeder. Gözleri görmez, kulakları duymaz. Koklayamaz, tat alamaz ve konuşamaz. Yüzünün büyük bir kısmı da hasar gördüğü için dış dünyayla iletişim kurmasının hiçbir yolu kalmaz.
Asker günler sonra hastanede komadan çıkar. Ancak doktorlar onun bilincinin açık olduğunu fark etmez. O ise tamamen bilinçlidir; etrafında olan her şeyi zihninde düşünür, geçmişini hatırlar. Çocukluğunu, babasının ona anlattığı hikâyeleri ve savaşın ne anlama geldiğini düşünür. Ama içinde bulunduğu durumu kimseye anlatamaz. Kendi bedeninin içinde hapsolmuş bir mahkûm gibidir.
Günler geçtikçe doktorlar bir şeylerin garip olduğunu fark etmeye başlar. Askerin vücudu zaman zaman kasılır ve başını yatağa ya da yastığa ritmik şekilde vurur. Başta bunun kontrolsüz kasılmalar olduğunu düşünürler. Çünkü asker konuşamaz, işaret veremez ve hiçbir tepki veremiyor gibi görünür.
Durum anlaşılmayınca bir general çağrılır. O da askeri inceler ama ne olduğunu çözemaz. Tam o sırada yanındaki askerlerden biri askerin başını ritmik şekilde vurduğunu fark eder. Bir süre dikkatle izledikten sonra şaşkınlıkla şöyle der:
“Bu… Mors alfabesi.”
General ne demek istediğini sorar. Asker bir süre daha hareketleri izler, ritmi çözmeye çalışır ve ardından yavaşça cevap verir:
“Sürekli aynı şeyi söylüyor…”
“Ne diyor?” diye sorar general.
Askerin verdiği cevap ürperticidir:
“Sürekli ‘Öldür beni’ diyor.”
Çünkü o asker için artık yaşamak, ölmekten daha ağır bir kaderdir.
#metallica #rocknroll #history #legend
Manifest, 2000’li yılların ortasında Türk rock müziğinin yükselişe geçtiği dönemde adını duyuran, modern rock ve alternatif tınıları sert gitar riffleriyle birleştiren bir gruptur. Özellikle 2007 yılında çıkardıkları "Başka Bir Dünya" albümüyle tanınan grup, o dönemdeki nu-metal ve modern rock akımının Türkiye’deki temsilcilerinden biri olmuş; "Kaderimsin", "Yalan" ve "Başka Bir Dünya" gibi şarkılarıyla müzik kanallarında ve radyo listelerinde yer bulmuştur. Melodik vokalleri enerjik bir sound ile harmanlayan grup, o yılların karakteristik rock ruhunu yansıtan topluluklar arasında hafızalarda yer edinmiştir.
1996 yılı, metal dünyası için büyük bir kırılma noktasıydı. Metallica saçlarını kesip Load albümünü çıkardığında yer yerinden oynamıştı. Alice In Chains ise bu durumu MTV Unplugged sahnesinde, Mike Inez’in bas gitarına yazdığı o meşhur yazıyla ölümsüzleştirdi: 'Gerçek dostlar, dostlarının saçlarını kesmesine müsaade etmez.' Metallica üyeleri ise bunu diyenlere her zamanki gibi sert bir cevap verdi.
Peki, sizce Metallica o dönem gerçekten davasını sattı mı?
Düzenleme : @ahmetigdeli
Çeviri : @terziorenyigit
#metal #türkçeçeviri #türkçealtyazılı #metalaltyazı #metallica
Özellikle İstanbul’da yaşayanlar, son birkaç gündür yağmur ve gri havayla BFF olmuş durumda. Bu tip havalar, seveni ve sevmeyeninin X’te küfürleşmeye varan karşıt görüşlerini, yine X’te 10 tahmininden 9’u yalan 1’i şüpheli çıkan hava durumu sayfalarının coşmalarını beraberinde getiriyor.
Bu kadar yağmurlu havalarda, insan camdan dışarı baktığında, en azından Londra’msı bir görüntü görmek istiyor. Ancak çok şanslı azınlık değilseniz, camdan dışarı bakınca güzel bir manzara ya da göz zevkini okşayan mimariyle karşılaşma ihtimaliniz İstanbul’da yok gibi bir şey...
İstanbul’un atanamamış Londra’msılığı, beraberinde gri havanın ruhuna uygun müzikler dinleme isteğini getirebiliyor. Öyle bir hava var ki, sanki akşamında Top of the Pops’ta The Smiths izleyeceğiz. Öyle bir hava var ki, sanki Ally Pally’de akşam The Cure konseri var. Ama gelin görün ki kapalı ve yağışlı hava haricinde hiçbiri yok.
Geçtiğimiz günlerde Estonya ve Litvanya’da bile konser açıklayan, neredeyse 3 saatlik efsane Rock’n Coke 2005 konserinden beri kimsenin İstanbul’a getirmediği ya da getiremediği The Cure -ya da belki grup gelmek istemiyordur-, Disintegration’la hem kendi adına hem de müzik tarihi adına zirve anlardan birine imza attı. Bunu yaparken kasvet ve karanlığı, en çekici ve baştan çıkarıcı formlarına sokmayı başardı. South Park karakteri Kyle’ın “Disintegration is the best album ever!” cümlesine zaman zaman hak verdirecek kadar iyi bir albüm olan Disintegration, tamamen yağışlı ve kapalı geçeceği söylenen önümüzdeki 1 haftanın hakkını tam anlamıyla vermek için birebir! #thecure #disintegration #robertsmith #thesmiths #morrissey
#rock #metal #haevymetal #music #rockmetalicamusic