Instagram story viewer> @ebru_oguzhan_yeter> Posts
3.2K
followers
3767
following
777520897777
POSTS STORIES REELS TAGGED
ANLADIM Kİ !!

  Gelen acı bir telefonla öğrendim bir arabanın savurduğu bedeninin Hastanede olduğunu. Çok değil sadece yedi gün önce son görüşmemiz olduğunu nereden bilebilirdim.  Nereden bilirdim, son vedamızda bana ettiğin sebepsiz  hayır dualarının ömür boyu beni kanatları altına alacağını. Söylenmemiş sözlerimizin son görüşmede yürekten döküldüğünü, son görüşmede duygu selinin yaşandığını, hep okşanan saçlarımın, bembeyaz tellerinin son görüşmede titrediğini, sen bırakıp gittiğinde anladım.

Anladım ki her gecenin sabahı yok, gün aysa da yürek hala karanlık. Anladım ki her yağmur damlası binlerce kötülüğü toprağa gömüyordu. Anladım ki babası ölünce insan çocukluktan çıkıyordu. Anladım ki beden değil ruh acı çekiyor, 

 Anladım ki yanıldığını kabul etmekti erdem. Anladım ki bazen teslim olmak gerek zamana. Anladım ki su akınca yolunu buluyor, ancak suyu bulandıranlar öyle çok ki hayatta.
 
  Anladım ki hiç bir şey tesadüf değil.  Anladım ki yaratılmış olmanın bedeli karşımıza çıkan insanlarla ödeniyordu. Anladım ki güzel bir kalbe sahip olmak tek başına yetmiyordu. Anladım ki susmak korkmak değildi. Anladım ki susmak en büyük silah..

  Anladım ki her tohum fideye dönüşmüyor. Anladım ki kibir sadece ruhu değil bedeni de öldürüyor. Anladım ki korkaklar hergün ölüyor. Anladım ki ölmeyen tek şey sevgi. Anladım ki sevmeyi bilmeyenlerin ruhu kirli. Anladım ki kalabalıklar arasında yalnız kalmak en doğrusu. Anladım ki yalnızlık kibirden uzaklaştırıyor. Anladım ki kibir insanların maskesi olmuş. Anladım ki dostluk bizim attığımız adımla kuruluyor.Anladım ki hiç bir bağ gönül bağı gibi sağlam değil...

  Anladım ki her şey sensin, her şey sende başlayıp bitiyor. Anladım ki hayat kısa, kuşlar bile mevsimlik uçuyor, kelebekler bir güne sığdırırken bir ömrü, biz erteleyerek yaşıyoruz hayatı. Anladım ki yaşamak için bütün telaş, bütün acele.

Ve anladım ki hiçbir şeyin sonu yok...

Ebru Oğuzhan Yeter by @ebru_oguzhan_yeter
31
4 years ago
Download
Eski kitapların o kendine has, yaşanmışlık hissettiren kokusunu çok seviyorum. Bazen 
sararmış bir sayfanın kıvrımından düşen kuru bir yaprak selamlar sizi, bazen rengi 
solmuş bir çiçek, bir kuru papatya... Kimi zaman eski bir otobüs bileti, kısa bir not, bir 
pul, küçük bir karalama ya da yıllardır orada, ait olduğu satırların arasında unutulmuş 
sararmış bir mektup çıkar karşınıza.
Her defasında, o sayfalara dokunan ilk parmakların sahibini, onun ruh halini 
düşünürken bulurum kendimi. Bu kitap hangi mekânda, hangi zaman diliminde 
okundu? Hangi ayrılığın ya da hangi kederin ardından bir eskici tezgahına düştü? Ne 
zaman bir sahafın tozlu raflarında yeni sahibini beklemeye başladı? Aslında bir kitabın 
içeriği ve yazarı kadar, onu daha önce okuyanlar da çok şey anlatır bize.
Sayfaların arasından düşen bir kuru gül yaprağı, belki de yarım kalmış bir buluşmanın 
son anısıydı. Bir tren bileti, bir kavuşmanın heyecanını taşıyordu belleklerde ya da 
upuzun bir ayrılığın hüznünü... Ama ne olursa olsun, mutlaka bir yolculuğun sessiz ve
sadık tanığıydı.
Kitabın ilk sayfasını açtığınızda karşılaştığınız o birkaç duygulu cümle ise bambaşka 
bir kapı aralar. Bir sevgiliye, kadim bir dosta hediye edilirken el yazısı ile düşülmüş bir 
not, keskin bir imza, zamana atılmış bir tarih ya da bir ismin sadece baş harfleri... 
Bazen de bir şiirin, kenara iliştirilmiş yarım kalmış bir iki dizesi...
En çok da altı çizilmiş cümlelerde takılıp kalır gözlerim. Bakarım ve şaşırırım. Ne çok 
beni, ne çok bugünkü hislerimi anlatmaktadır o satırlar. O çizgiyi çeken, bana gelene 
kadar kitabın ilk okuyanı mıydı, yoksa benden bir önceki yolcu mu, bilemem. Ama o 
cümleyi belki iki kez, belki üç kez durup yeniden okuduğunu; ruhunda bir yerlere 
dokunduğu için cebinden kalemini çıkarıp özenle altını çizdiğini hayal ederim. Hatta 
gözyaşları içinde olduğunu bile hissedebiliyorum.
İşte bu yüzden sahaf raflarını, eski kitapları seviyorum. Ve şimdi Fethiye Kitap 
Müzesi’nin o büyüleyici atmosferinde sadece kitapların değil; hiç tanımadığımız 
ruhların, yaşanmışlıkların ve zamanın koynunda sahipsiz kalmış tüm o zarif 
hikayelerin kokusunu alıyorum. by @ebru_oguzhan_yeter
0
6 days ago
Download
Bakmak ve görmek! 

  Zihniyle ve kalbiyle gören Fethiye Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği yeni sezonunu açtı. Emek veren herkese teşekkürler..Konuk Gülcan Acar'ın keyifli sunumu için ayrıca teşekkürler 📷📷

  Şunu anladım ki fotoğrafçı, bir şehrin yansımasını dondurarak tarihe bir kanıt bırakıyor. Tıpkı Ara Güler’in dediği gibi: "Fotoğraf makineyle değil, kafayla ve kalple çekilir." Ustanın felsefesinde olduğu gibi, bu eylem estetik bir sanat değil, hayatın gerçeğini kaydeden bir belgedir.

  Gerçekten görmek; dünyaya gözlerimizle bakmanın ötesine geçip, o anın ruhunu geleceğe bir belge  olarak bırakmaktır. 

 Ruhumuzu koruyalım🌱📷🌱

Ebru Oğuzhan Yeter
Fefsad Fethiye 
#fethiyekülturevi
#kitapmuzesi
Canan Yıldırım Tor 
Habercitv.com.tr 
Fethiye Gzt 
Fethiye Gündem by @ebru_oguzhan_yeter
1
11 days ago
Download
TEMIZ MAHALLE 

 "Sadece yerel tohumları korumak, yaşatmak yetmez. Temiz su, temiz hava, temiz çevre olmadan sağlıklı bir geleceği inşa edemeyiz.
Fethiye Belediyesi tarafından hayata geçirilecek olan “Benim Bütçem, Benim Fethiyem” Katılımcı Bütçe Projesinin ilk teması olan “Temiz Fethiye” kapsamında hazırlanan projeler, halkımızın oylarıyla değerlendirildi.

Bu oylama sonucunda, “TEMİZ MAHALLE" projesi de dereceye girdi.

Katılımcı bütçe anlayışıyla Fethiye’nin geleceğine birlikte katkı verilecek. Halkın dahil olduğu, gönüllülük esasına dayanan ve halkın doğrudan söz sahibi olduğu her proje amacına ulaşacaktır.

  Çünkü biliyoruz ki ortak aklın ve halkın gücünün değmediği hiçbir çevre hareketi tam anlamıyla başarıya ulaşamaz.

  Şimdi hep birlikte, aldığımız bu kararları güçlü adımlarla hayata geçirme ve Fethiye’mizi yarınlara en temiz haliyle emanet etme zamanıdır.

Ebru Oğuzhan Yeter 

#fethiyebelediyesi
#fethiyehaber
Fethiye Gzt  FethiyeBelediyesi 

#temizmahalle
#temizse
#temizcevre
güvenligida by @ebru_oguzhan_yeter
0
14 days ago
Download
@creamcoff  @tugyeter  @elmasnarinn  @nebsnaturel  @yereltohum48  @krc.cmle  @deryasarac40  @kantarelvan  @gokcensguven by @ebru_oguzhan_yeter
0
16 days ago
Download
TOHUMA, TOPRAĞA VE ESKİ DOSTLARA SAHİP ÇIKIN; EN ÇOK DA ESKİ KİTAPLARA

  Bugün dünya, adına "yapay zeka" denilen ve insanlığı adım adım kendi özünden koparan soğuk ve fırtınalı bir dalganın kuşatması altındadır. 

  Bu dalga sadece işleri elimizden almıyor, almayacak asıl trajik olan, insanı insan yapan ne varsa sessizce kemirip yok ediyor ve edecek. "Yapay Zeka insanlığın sonunu getirecek" dediğimde çok abarttığımı düşünenler de var. Umarım ben yanılırım.

  Ancak şunu da herkes biliyor ki duyguyu kurutuyor, hakiki iletişimi koparıyor, insanı hazır cevapların tembelliğine mahkûm ederek düşünmeyi, araştırmayı ve sorgulamayı elinden alıyor. 
  Kendi aklını bir makineye kiraya veren, ekran karşısında özgürlüğünü yitiren yeni nesiller, ne yazık ki dünyaya ne bir ruh ne de bir fayda sağlayabilir. 
  Dijital bir hapishanede yetişen ruhsuz bir kuşak, yeryüzünün dertlerine derman olamaz. İnsani duyguları geliştiremez. Kendi özelini koruyamaz.

Üstelik bu dijitalleşme hamlesi, insanlığın ortak tarihine yönelik sinsi bir operasyona dönüşmüş durumdadır. Hakikatin tek bir merkezden kontrol edilebilmesi için fiziksel kütüphaneler gözden çıkarılmakta, eski kitaplar sessiz sedasız toplatılıp yok edilmektedir. 
  Biliyoruz ki, dijital ortama aktarılan her bilgi bir saniyede değiştirilebilir, sansürlenebilir ya da tamamen silinebilir. Tarihi, felsefeyi ve edebiyatı kendi işlerine geldiği gibi yeniden yazmak isteyenler için basılı kağıt en büyük tehdittir.
 Toplatılan ve yakılan her eski kitapla birlikte, insanlığın hür düşüncesi ve hafızası da yok edilmek istenmektedir. Bu büyük çürümenin, sansürün ve yok oluşun karşısında duracak yegâne kale, bizi biz yapan kadim değerleri korumaya almak, onlara sahip çıkmak, yaşatmak ve sarsılmaz bağları korumak için emek vermektir. 

  İşte bu yüzden tarihe, geleceğe ve henüz doğmamış çocuklara sözümüz şu olmalıdır ;

 🌱Tohuma Sahip Çıkın: Çünkü tohum, hayatın başlangıcıdır. Genetiğiyle oynanmamış, aslı bozulmamış her yerel tohum, doğanın ve insanın bağımsızlık nişanesidir. Tohumu kaybeden, geleceğini ve hürriyetini kaybeder.

 //devamı yorumda..

Ebru Oğuzhan Yeter by @ebru_oguzhan_yeter
9
21 days ago
Download
Güvenli gıda herkesin hakkı 
Dernegimiz ve Ziraat Oda'mızın destekleriyle Cuma Pazari'nda yerel tohum ürünleri satışına başlamış bulunuyoruz. 🌱🫒🌱

  Amacımız az miktarda ve az cesitte olsa güvenli gıda tüketebilmek ve sizlere de ulastirabilmek. 🫒🌱🐝🌻🍋🍊

  Ürünler İncirköy'de tohum ekme,  fide yetiştirme ve tohum alma konusunda destek veren üreticilerimizin belli miktarda ürünleri yer alacaktır.

  Zamanla Oda'mizin ve derneğimizin onayıyla yeni üretici ve ürünler de dahil olacaktır.🌶🥕🍏

  İncir, zeytinyağı ve sirke çeşitleri başta olmak üzere ürünlerimize  Cuma pazarında veya @⁨Nebahat Dernek Proje Sorumlumuz⁩  üzerinden ulaşabilirsiniz. 🥕🌶🌱🐝🌻🫒🍏

Destekleriniz için teşekkür ediyoruz.

Fethiye Yerel Tohumlar Derneği 🌱

Gökçen Sertkaya Güven 
Ebru Oğuzhan Yeter 
Nebahat Mert 
Elvan Kantar 
TC Elmas Narin 
Cemile Karaca
Kenan Karayiğit 

#zehirsiztarım
#güvenligidaherkesinhakki
#yereltohumhayattir
#biravuctohumbiromurbagimsizliktir
#üretenköylü by @ebru_oguzhan_yeter
15
a month ago
Download
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yüz yıl öncesinden bugünü görerek bizleri açıkça uyarmıştı: "Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlıkla mümkündür. Esaret yollarının taşları, yabancıların yardımlarıyla döşenir."
 Bugün Anadolu’nun fikir dünyasından, sivil toplumun kılcal damarlarına kadar sızan yabancı fon gerçeği, tam da Atatürk’ün işaret ettiği o esaret yollarının günümüzdeki adıdır. 

  Yıllarca bu tehlikeyi haykıran Banu Avar, Metin Aydoğan, Yılmaz Dikbaş,  Mehmet Emin Değer, Mustafa Kaymakçi, Attila İlhan, Cihan Dura gibi değerli aydınlarımızın  haklılığı bugün bir kez daha tokat gibi yüzümüze vuruyor.

  Elimizi verdik, kolumuzu alamıyoruz; sinsi bir hileyle her şeyimizi kaybediyoruz!" Avrupa Demokrasi Vakfı", "Heinrich Böll" ya da bilmem ne enstitüsü... İsimleri ne olursa olsun, bu küresel şer odaklarının sivil toplum ve bağımsızlık maskesi altında dağıttığı paralar, karşılıksız birer yardım değil, modern mandacılığın rüşvetidir, sinsi birer bağlayıcılık tuzağıdır!

  Yabancı fonlarla büyüyenler, o fonları sağlayanların borusunu çalmakla, onlara bağımlı kalmakla yükümlüdür. Küresel sermayenin parasıyla hareket eden her yapı, bu milletin geleceğine vurulmuş sinsi bir prangadır!

  Sivas Kongresi’nde "Manda ve himaye kabul olunamaz" diyerek emperyalizme meydan okuyan bir milletin torunları, bugün üç beş avro veya dolar karşılığında fikrini, kakemini, projesini ve ülkesinin çıkarlarını satılığa çıkaramaz.
 İşte tam bu noktada, Türk aydınına tarihi bir görev düşmektedir! Aydın dediğin, milletinin pusulasıdır. Bugün yabancı fonlardan beslenip bu millete akıl vermeye kalkanların, "aydınlanma" dersi vermeye yeltenenlerin maskesini aşağı indirmek Türk aydınının vatan borcudur! 
  Bir ülkenin düşünce hayatı, basını, sanatı, tarımı, kadın ve çocuk hakları, sivil toplumu yabancıların parasıyla dönüyorsa, o topraklarda tam bağımsızlıktan söz edilemez. Bu sinsi fon hileleri, milli şuurumuzu yok etmek için kurulmuş birer tezgahtır. by @ebru_oguzhan_yeter
3
a month ago
Download
 by @ebru_oguzhan_yeter
7
a month ago
Download
Atatürk Orman Çiftliği'nden Ne İstediniz?

 "Milli ekonominin temeli ziraattır" diyerek yola çıkmıştı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bu söz, bozkırın ortasında yeşerecek bir bağımsızlık destanının ilk cümlesi, Atatürk Orman Çiftliği’nin toprağa düşen ilk tohumuydu.

  Bu inançla kurulan Atatürk Orman Çiftliği, sadece sabanların toprağı sürdüğü bir arazi parçası değildi. Kurulan her sistemde, fabrikaya giren her makinede, ambara düşen her tohumda Türk halkının alın teri, imecesi, vatan ve toprak sevgisi vardı. Kadınıyla, erkeğiyle, köylüsüyle el ele vermiş bir milletin, kıraç topraklardan filizlenen gururu yeşerecekti.

  Sistem o kadar kusursuz, o kadar yerli ve milli bir akılla örülmüştü ki adeta başlı başına bir üretim devrimiydi. Bir yanda sebzeciliği, meyveciliği ve fidanlığıyla toprağa hayat veren Ziraat Kolu; diğer yanda sığırından arıcılığına kadar ülkenin hayvancılık politikasını şekillendiren Hayvancılık Kolu çalışıyordu.

  Endüstri Kolu ise bir mucizeydi; pastörize süt fabrikasından yoğurt imalathanesine, un değirmeninden bira ve şarap fabrikalarına, deri atölyelerinden demir eşya ve pulluk fabrikasına kadar her şey bu toprağın çocukları tarafından üretilecekti. Üretilenler, Marmara Gazinosu’nda, çiftlik lokantasında, Ankara ve İstanbul’daki satış mağazalarında halkla buluşacaktı. Tüm bu hedeflere ulaşıldı.Ticaret ve pazarlama bile milli bir şuurla tasarlanmıştı. 

  Daha kuruluşunun birinci yılında, 1926’da modern araçlar ve tohum makineleri toprağı işlemeye başlamıştı. 1930’lara gelindiğinde küçük atölyeler dev fabrikalara dönüştü. Ama en önemlisi, bu çiftlik sadece bir üretim merkezi değil, her bir çalışanı, her bir köylüyü yetiştiren muazzam bir okuldu. Teknik ekipler burada yetişiyor, tarımda modernleşme halkla paylaşılarak öğreniliyordu. Bitkisel üretimde öyle bir noktaya gelinmişti ki Anadolu yaylasına has o asil buğdaylar, dünya devletleri tarafından makarna üretimi için sıraya girilerek satın alınıyordu. Ağaçlandırmadan eğitime, sosyal alanlardan sanayiye kadar her şey tıkır tıkır işleyen muazzam bir saat gibiydi.

  Atatürk, kendi kişisel imkanları ve üstün çabalarıyla var ettiği, Türk çiftçisine rehber kıldığı bu eşsiz eseri,

@olanbitentv by @ebru_oguzhan_yeter
6
a month ago
Download
"Ne yağmurun, ne rüzgarın, ne de ateşin işlenen suçların izlerini silemeyeceğine inanılırdı.  Adalet, bir demircinin elindeki güçlü bir çekiç gibi asılıydı dünyamızın üstünde ."

#boyalıkuş
#yağmurvekitap
#ilahiadalet
#Narin
#açıkalınsahaf
sahaflar

"Tohuma Toprağa ve Eski Dostlara Sahip çıkın.  En çok da Eski Kitaplara " Ebru Oğuzhan Yeter by @ebru_oguzhan_yeter
0
a month ago
Download
KÜRESEL İKİYÜZLÜLÜK !!

  Küresel güçlerin, uluslararası örgütlerin ve siyasilerin süslü barış mesajları yine her yeri kaplamış durumda. Ancak hemen yanı başımızda, coğrafyamızda ve dünyanın pek çok bölgesinde bombalar patlamaya, masumlar can vermeye devam ediyor.

  Bu çelişki bize tek bir gerçeği gösteriyor: Her 1 Eylül’de hatırlanan ve sözde "kutlanan" barış, küresel bir ikiyüzlülükten ibarettir. 

  Gerçek bir vatanseverlik ve insan olmak, barışın ancak onurlu bir dik duruşla kazanılacağını bilmeyi gerektirir. Sınırlarında terör örgütleri beslenen, dış güçler tarafından kuşatılmaya çalışılan ülkemizde, tam bağımsızlık ilkesini savunmadan atılacak her barış çığlığı sahtedir ve geçicidir.

  Bugünün siyasetinde bir yandan insan hakları dersi verip diğer yandan sömürü çarklarını döndüren işbirlikçi yaklaşımlar, küresel efendilerin taşeronluğunu yapmaktan başka bir şey değildir.

  Tam da bu noktada Türk milletinin pusulası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonudur. Atatürk, "Yurtta sulh, cihanda sulh" derken teslimiyetçi bir barışı asla kastetmemiştir. O, bu sözü emperyalizme karşı tarihin en büyük bağımsızlık savaşını kazanarak ve Türk milletinin egemenliğini dünyaya kabul ettirerek söylemiştir.

  Büyük liderin ölümsüz eseri Nutuk’ta ilan ettiği gibi; Türk milletinin temel esası, onurlu ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu da ancak tam bağımsızlıkla mümkündür. Bağımsızlığı olmayan bir millet ne kadar zengin ve refah içinde olursa olsun, uygar insanlık karşısında uşak olmaktan öteye gidemez."

  İşte bu yüzden, O'nun perçinlediği tam bağımsızlık ve haysiyet mücadelesi, bugün küresel güçlerin kapısında icazet arayan işbirlikçilere en büyük tokat, bizlere ise en parlak ışıktır.

  Dünyayı kana bulayan politikalara imza atan siyasetçilerin, bu vahşete gözünü kapatıp sahnelerde boy gösteren sanatçıların yakasındaki "Nobel" ödülleri, mazlumların kanını yıkamaya yetmemektedir. 

  @olanbitentv  @useri_nuh
 @ebru_oguzhan_yeter #bireylül 
#küreseli̇kiyüzlülük 
#hangibarış by @ebru_oguzhan_yeter
1
2 months ago
Download

Download All

Save the photos and videos currently loaded on this page.

0Photos
0Videos
Ready to download 0 / 0

Keep this tab open until your download is ready.

back to up