Instagram story viewer> @gokanndogan> Posts
419
followers
454
following
https://kedisanat.com
POSTS STORIES REELS TAGGED
Eve dönerken.... taken in Mersin by @gokanndogan
17
18 days ago
Download
Biraz uzun oldu galiba.  Çünkü Eylül bunu gerektirir. taken in Mersin by @gokanndogan
6
a month ago
Download
Part-1-
İşten çıkalı bir yarım saat olmuştu arabada eve gidiyordum. Akşam olmak üzereydi ve enteresan bir kızıllık vardı etrafta. Ağaçların gölgeleri uzamıştı. Bir tarafta egzoz dumanı. Bir tarafta korna sesleri. Bir tarafta eve yetişmeye çalışan insanlar. Yıllardır dikkatimi çeker; en güzel gün batımları hep en çirkin trafiğin üstüne denk gelir. Gökyüzü bütün sanatını konuşturur. Tam bu sırada biri selektör yapar. Biri camdan kafasını çıkarıp bağırır. Biri de yol vermemek için ölümü göze alır. O akşam da öyleydi. Şehrin üstünde kartpostallık bir manzara vardı ve içinde yaşayanlar ise onu görecek kadar yavaşlamamaya kararlıydı.
Ben de onlardan biriydim. Kırmızı ışıkta durmuştum. Radyoda eski bir şarkı çalıyordu. Sözlerini tam bilmiyordum ama eşlik ediyordum, ellerim direksiyonda ritim tutuyordu. İnsan bilmediği şeylere de eşlik ediyor bazen. Şarkılara, insanlara, hayatlara. Sonra bir gün fark ediyor ki ne sözleri biliyor ne de hikâyeyi. Ama çoktan nakaratına kapılmış.
Ben de o akşam o kırmızı ışıkta böyle anlamsız düşüncelerle uğraşıyordum. Kırmızı ışıklar hakkında yıllardır değişmeyen bir fikrim var. Bence insan en çok kırmızı ışıkta düşünür. Zorunlu bir bekleyiştir kırmızı ışık, Çünkü gitmesi gereken yere gidemez. Kalması gereken yerde de kalmak istemez. O yüzden herkes biraz başka yerlere bakar.
Ben de bakıyordum işte sağa sola, birden soluma bakarken refüjdeki yavru kediyi fark ettim. İlk bakışta normal geldi. Biraz daha dikkatli bakınca hayvanın ne kadar korktuğunu fark ettim. Arabalar geçtikçe irkiliyor. Bir yere gitmeye çalışıyor ama nereye gideceğini de bilmiyor. Hay Allah’ım ne işin var senin orda, "İnşallah yola atlamaz..." diye düşünürken. Hop yola atladı. Hem de öyle böyle değil. Bir sağa bir sola derken yönünü kaybetti. Sonra birden benim arabaya doğru koşmaya başladı. Ve gözümün önünde benim arabanın altına girdi. Kayboldu.
Yok yani çıkmadı bi yerden. Boynumu uzatıyorum, sağa bakıyorum, sola bakıyorum önden çıkar diye bekliyorum.
Yok. 👇👇Devamı yorumlarda👇👇 by @gokanndogan
9
4 months ago
Download
🎭 “Oyuncu olmak için geç kaldığını mı düşünüyorsun?”

Hayır. Belki de sadece ilk sahneni bekliyorsun. 

🎭 SAHNE SENİ BEKLİYOR!

Kedi Sanat Sahne 12 Haftalık Temel Oyunculuk Atölyesi başlıyor! ✨

Bu atölyede yalnızca oyunculuk öğrenmeyecek;

🎭 Bedenini ve mekânı kullanmayı,
🎙️ sesini ve dinleme becerini geliştirmeyi,
✨ karakter yaratmayı
ve en önemlisi kendini sahnede özgürce ifade etmeyi keşfedeceksin.

İster oyunculuğa yeni başlıyor ol, ister yıllardır içinde tuttuğun o sahne isteğini artık gerçekleştirmek iste…
Bu sahne senin için.

SAHNEYE ÇIK VE PARLA 💫

📅 Başlangıç: 10 Ekim 2026
🕓 Cumartesi | 16.00 – 18.00
⏱️ 12 hafta | Haftada 120 dk
📍 Kedi Sanat Sahne
👥 Kontenjan: 15 kişi

⚠️ Kontenjanımız sınırlı.

📲 Kayıt ve detaylı bilgi için:
0538 781 71 98

veya @kedisanatsahne DM

#kedisanatsahne #temeloyunculuk #oyunculukatölyesi #oyunculukeğitimi #tiyatro taken in Mersin Mezitli Soli by @gokanndogan
1
14 days ago
Download
​İnsan motor sürerken düşünmüyor sanıyorsunuz. Düşünüyor aslında. 
Ama öyle kendi kendine konuşmuyor. 
Daha çok... Bazı anlar vuruyor insana. 
Mesela bizim turuncu motorla sinemaya gitme hikâyemiz var. Anlatsam harbi duygulanırsınız. 
Böyle üzülün duygulanın bir sigara yakın diye anlatmayacağım.
 Bilin diye anlatacağım.
 Motor turuncuydu. 
Öyle artist bir kırmızı değil, ne bileyim fazla mutlu bir sarı da değil. Böyle güzel bir turuncu akılda kalıyor. Bazı insanlar gibi. O gün beni arkadan tutuyordu. Ben tek elle motor sürüyorum falan ama mesele o değil zaten. Kız bildiğin daha sıkı nasıl sarılırım diye uğraşıyor. Korkudan değil. Sanki uzun zamandır yorulmuş da biraz dinlenmek ister gibi. İhtiyaçtan yani. Rüzgâr vardı. Böyle romantik komedi filmlerinde olur ya onlardan bahsetmiyorum. Bildiğin suratına çarpan, gözünü yaşartan, saçı başı dağıtan rüzgâr. İnsanın içindeki gereksiz sesi azaltıyor biraz. Filmi hatırlamıyorum bu arada. Harbi hatırlamıyorum. Fakat sinema başlamadan önceki o anı biliyorum. Işıklar kapanmadan önce birbirimize bakmayışımızı. Çünkü baksak, bir şey fazla gerçek olacakmış gibi. Onu ilk gördüğümde de öyle büyük olay olmadı. Kalbim yerinden çıkmadı. Dünya durmadı. “Haa tamam ya,” dedim. “Bu kız başka biraz.” Sonra fark ettim ki mesele aşk meşk değil önce. İnsan bazen sevilince değil, görülünce değişiyor. Birlikte çok saçma şeyler yaptık. Gece saat 2’de şarap içip sahilde oturduk. Aynı şarkıyı kırk kere dinledik. Bir keresinde ben “dünyanın en iyi tostunu yaparım” diye artistlik yaptım. Gece üçte mutfağa girdik. Sucuk yandı. Kaşar her yere yapıştı. Mutfak savaş alanına döndü. Ama ikimiz de gülmekten tost yiyemedik. Sonra hayat işte... Bir yerden sonra kendi kafasına göre takılıyor. Belki yıldızlar denk gelmedi. Belki gezegenler “çok mutlu oldu bunlar” deyip nazar etti. Belki de evren dedi ki: “Tamam kardeşim bu kadar güzel sahne yeter.” Bilmiyorum. Zaten her şeyin nedenini bilmek zorunda da değil insan. Ama şunu biliyorum: Hâlâ gece motor sürerken bazen aklıma geliyor. Özellikle hava hafif serinse. Özellikle şehir ışıkları uzaktan görünüyorsa. İçimden istemsizce şu geçiyor: “Vay be...” “ne kadar sıkı tutmuştum elini, Ne güzel sarılmıştı arkadan.” by @gokanndogan
1
5 months ago
Download
Gece biraz komik hatta bolca kahkahayla başladı.
Bunu nasıl anlatırım bilmiyorum…
İnsan bazen bir yere giderken neyle karşılaşacağını tam bilemez ya… Ben de öyleydim. İçimde taşıdığım şeyin adı tam olarak korku muydu, gerginlik miydi, yalnızlık mıydı bilmiyordum. Emin olduğum şey biraz merak belki biraz heyecan.
Sonra sekiz kadın çıktı karşıma.
İlk başta sadece insan sandım onları. Zaman geçtikçe anladım; bazı insanlar yalnızca insan değildir. Bazıları denk geldiğin anda omzundaki yükü hafifleten bir yere benzer.
Birinin saçları kıvırcıktı. Birinin gözleri kocaman ve dikkatliydi ve en güzel kahveyi o yapıyordu. Birisi sürekli gülümsüyordu. Birisi elini omzumdan hiç çekmedi gece boyunca. Birisi konuşmadan anlıyordu. Birisi korkusunu saklamıyordu. Birisi cesaretini yüksek sesle taşımıyordu ama herkes onun güçlü olduğunu biliyordu.
Sekiz ayrı kadın…
Ama aynı ruh gibi.
Sekiz kadın gördüm o gece. Sekiz ayrı insan değil, tek bir kalbin farklı parçaları gibiydiler. Hepsinin gözlerine ayrı ayrı baktım. Hiçbiri gözünü kaçırmadı. Görülmenin muhteşemliğini hissettirdiler bana. Garip bir huzur vardı . Sanki yıllardır birbirini tanıyan bir kabile gibi… Birinin kahkahası, birinin susuşu, birinin gözleri, birinin eli… Hepsi başka başka şeyler taşıyordu ama aynı yerden güç verdiler bana. O gece bana sadece eşlik etmediler. Beni yukarı taşıdılar. Teşekkürler.
Bir ara onları izledim sadece.
Konuştuklarında birbirlerini tamamlıyorlardı. Sanki uzun zamandır aynı ateşin etrafında oturuyormuş gibiydiler. Yorulanı taşıyan, susanı bekleyen, düşeni kaldıran bir kabile…
Ve ben ilk defa o ateşin kenarına oturmama izin verildiğini hissettim.
O gece onların arasında otururken kendimi ilk kez bir savaşçı gibi değil de insan gibi hissettim. Yorulabilen, korkabilen, titreyebilen bir insan…
Ve o kadınlar…
Sanki kadim bir ritüelin taşıyıcıları gibiydi.
Korkularını saklamadan güçlü olabilen kadınlar.
Birbirini tutarak ayakta duran kadınlar.
İnsanın içine dokunmayı bilen kadınlar.
O gece beni yukarı taşıdılar.
Sanki ruhumun sırtındaki taşlardan birkaçını sessizce alıp kendi ateşlerine bıraktılar. by @gokanndogan
6
5 months ago
Download
Adam ayrılığı bir cümle gibi değil, bir boşluk gibi hatırlıyordu.
Sanki bir şey söylenmemiş, yarım kalmış, ama yine de bitmişti.
Kimseye anlatmadı nedenini. Zaten anlatılacak bir şey de yoktu.
Bazen hayat, sebep istemezdi. Sadece olurdu.
Ve insan, olanın içinde kalırdı. İkisi de biliyordu aslında.
Yazık etmişlerdi. belki yanlış bir şey yapmamışlardı.
Ama doğru olan da onları bir arada tutmamıştı.
Bu yüzden adam, en çok buna üzülüyordu:
Birbirlerine değil, zamana yenilmişlerdi.
Tatsız kelimesini sözlüğe bakmadan tanımlayabiliyordu artık
Ayrılıktan sonra hayatın tadı değişti.
Aynı yemekler, aynı sokaklar, aynı sesler…
Ama hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Her şey biraz eksik, biraz soluktu.
İşte o günlerden birinde, adam bir beyaz tişört aldı.
Neden aldığını bilmiyordu.
Belki temiz bir sayfa gibi geldi, belki de içindeki karmaşaya karşı sade bir cevap.
Sonra bir tane daha aldı.
Sonra bir tane daha.
Zamanla dolabı bir sürü beyaz tişörtle doldu.
yalnız, asıl değişen bu değildi.
Adam onları yıkarken dikkat etmeye başladı.
Renk karışmasın diye ayırdı.
Lekenin üstüne suyu hemen tuttu.
Ütülerken kırışık kalmasın diye uzun uzun uğraştı.
Bu özen, ona yabancıydı.
Daha önce hiç böyle biri olmamıştı.
Bir akşam, ütüyü kapatıp tişörtü askıya asarken fark etti ellerini tişörtlerin üstünde gezdirirken:
Bunu ona biri öğretmişti.
Kadın.
Hiç açıkça anlatmadan, hiç ders vermeden…
Sadece yaşayarak, dokunarak, göstererek öğretmişti.
Adam gülümsedi.
İlk defa, ayrılıktan sonra acının dışında bir şey hissetti.
Evet, hayat artık eskisi gibi olmayacaktı.
Bunu kabul etmişti.
Bazı şeyler geri gelmezdi.
Bazı insanlar da.
Ama bazı şeyler kalırdı.
Bir alışkanlık gibi,
bir dokunuş gibi,
bir hatıra gibi…
Ve insan, kalanlarla da yaşayabilirdi.
Adam o gün şunu anladı:
Hayat belki biraz tatsız olacaktı, evet. 

Fakat öğrendiği bişey daha vardı. Artık ne istediğini ve nasıl seveceğini biliyordu.
Ertesi gün yine bir beyaz tişört aldı.
Ama bu sefer eksik olduğu için değil…
bildiği bir şeyi yaşatmak için taken in Mersin by @gokanndogan
6
6 months ago
Download
Bazen deli gibi konuşmak istiyordum seninle, her şeyi sana anlatmak, bu olmayınca ben de yazmaya başladım. Bir süre sonra baktım her Allah’ın günü yazıyorum, yani öyle arada bir değil günlük tutar gibi, ben de roman karakteri yaptım seni.
Bunu söylerken üzülüyorum, utanıyorum biraz.
Çünkü insan sevdiği birini roman karakteri yapınca kulağa sanki çok yaratıcı bir şeymiş gibi geliyor.
Değilmiş.
Biraz çaresizlikmiş.
Çünkü gerçek hayatta seni bir yere götüremiyorum artık.
Mesela limon çiçekleri açınca söyleyemiyorum.
“Bak mis gibi kokusu geldi” diyemiyorum.
O yüzden bir bölümde şöyle yazdım.
“Adam yürürken bir yerde durdu”
Neden durduğunu açıklamadım.
“Sadece limon çiçeği kokusu vardı”
Bir bölümde de pizza yediler.
“Kadın pizzanın kenarını yemedi”
Ben sen yer miydin hatırlamıyorum.
Birkaç şeyi yanlış yazmış olabilirim.
“Bir sabaha karşı ormanın içinden sahile doğru yürüyüp güneşin doğuşunu izlediler, sabah denizinin sesini dinlediler, ikisi de huzurun sesini ilk defa duydu.
Kimse yoktu ortalıkta ve hiç konuşmadılar”.
İnsan konuşmasa da oluyor, hatta çok güzel oluyor böyle anlarda.
Karakterlerim de konuşmadı zaten.
“Bir ara kadın denize baktı.
Adam kadına bakmadı.”
Bazı şeylere bakınca gerçek oluyor.
Bunu senden öğrendim galiba.

(DEVAMI SABİT YORUMDA 👇👇👇 ) by @gokanndogan
14
5 months ago
Download
Doğru düzgün yan yana çekilmiş bir fotoğrafımız yok o yüzden hep buna bakıyorum gerçi cok fotoğrafımız olsaydı da en güzeli bu olurdu. Öyle çok sohbetimiz de olmadı ama olanların hepsi aklımda. 
Ankaradayız bir seferinde asansörden aşağı iniyoruz bi kadın bindi asansöre  kucağında kedi boxı var içindeki kediyi kediye benzetemedinde (yada anlam veremedin kedinin kafeste olmasına) 
-Bacım tavşan mı o.
Dediğin anı hatırlıyorum suratındaki şaşkınlıkla.
Kadın da tek kelime ile cevap verdi sana
 -Kedi.
Dilimi ısırmıştım gülmemek için. 
Şımarık bir adamdın yakışıklı, samimi biraz bencil 
Bazen bütün bunlari konuşmak istiyorum seninle. 
Gerçi sana yazdım bir kaç sayfa bişey.
Bazi konularda barışmamız gerek artık. Sehpanın altındaki kitaplardan birinin arasına koydum yazdıklarımı.
Bakınca görürsün zaten.
Uğrarsın belki oku bence. by @gokanndogan
11
10 months ago
Download
Biraz susup çektiğim resme baktım.
Bu fotoğrafa bakarak ne kadar sessiz kaldım bilmiyorum.
Sen biliyor musun?
Sana hiç yazmadım değil mi?
Mesela hiç canımın içi diyemedim.
Ne kadar da güzel diyememişim.
Doğum gününü de hiç kutlayamadım.
Neyse bunlar uzun ve sonuçsuz meseleler. 
Hayır hayır koşullar böyle deyip üzerine yatmak niyetinde değilim
Yanımdaysan ben de hep yanındayım.
Şahane
Hazır mısın peki?
Ama önce anlaşalım.
Anlaştık çok güzel bir kelime bence. 
Biliyorum sen de seviyorsun.
Tamam
O zaman biraz Klişe olacak ama.
Olsun.
Hoş geldin Yeni yaşım Hoş Geldin yeni evim Hoş geldin Yeni oyunum Hoş geldin Yeni mesleğim
Sefalar getirdin.
Hadi bakalım;
Antre zamanı........

K E N D İ M E ;) by @gokanndogan
3
a year ago
Download
Sanatın ve yaratıcılığın Mersin’deki yeni adresi: Kedi Sanat Sahne. 

Mezitli’de her yaştan sanatseveri rafine ve kaliteli etkinliklerle buluşturmak için kapılarımızı açtık. Loş ışıkların altındaki samimi  atmosferimizde sizi neler mi bekliyor?

✨ Sahne Sanatları: Yetişkin & çocuk tiyatroları, stand-up gösterileri ve konserler.

🎭 Eğitim & Atölyeler: Profesyonel drama, oyunculuk eğitimleri ve yaratıcı sanat atölyeleri.
Açık Kültürel Etkinlikler: İlham veren söyleşiler, şiir dinletileri ve imza günleri.

💼 Kurumsal: Özel gösterimler ve kurumsal organizasyonlar için profesyonel mekân deneyimi.
Sahne hazır, ışıklar yerinde. Bu ilham dolu yolculukta yerinizi almak ve güncel programlardan haberdar olmak için bizi takip edin. 

Siz de Kedi Sanat Sahne ailesine katılın, sanatın büyüsünü birlikte yaşayalım!

📍 Menderes mah. Karabulutlar Sitesi ( Migros arkası) Mersin/Mezitli
.
.
.
.
#kedisanatsahne  #mezitli #mersinetkinlik #sanatmerkezi #kültürsanatetkinlikleri taken in Mezitli / Mersin by @gokanndogan
6
3 months ago
Download
 by @gokanndogan
1
4 months ago
Download

Download All

Save the photos and videos currently loaded on this page.

0Photos
0Videos
Ready to download 0 / 0

Keep this tab open until your download is ready.

back to up