Instagram story viewer> @leventcalikoglu> Posts
5.4K
followers
3649
following
Curator, art historian
POSTS STORIES REELS TAGGED
“Horasan’ın Ardından”
CI21 de, Contemporary İstanbul Vakfı’nın evsahipliğinde Horasan’ın anısına özel bir sergi hazırladım arkadaşlar. Aile koleksiyonundan özel bir seçki ile Horasan’ı anmak için hepinizi bekliyoruz. @horasanstudio @contemporaryistanbul @ciacef @basakozocak @dorahorasan by @leventcalikoglu
40
a month ago
Download
Bir resmin içinde ne kadar farklı şey aynı anda var olabilir? Renk, desen, motif, boya, yüzey, tekrar, ritim ve el… Her biri kendi karakterini taşıyan bu unsurlar, bir araya geldiklerinde yalnızca bir görüntü oluşturmaz; zaman içinde ortak bir dil de kurarlar. Ekrem Yalçındağ’ın resimlerine bakmak, kendi olgunluk evresine ulaşan bu dilin nasıl oluştuğunu ve nasıl giderek kendine ait bir dünyaya dönüştüğünü izlemektir.
Yalçındağ’ın resminde çeşitlilik, önceden kurulmuş bir bütünün içine yerleştirilen farklılıkların toplamı olarak ortaya çıkmaz. Her unsur kendi hareketini taşır; motif çoğalır, renk titreşir, desen yüzey boyunca ilerler, tekrar ritme dönüşür. Birbirinden farklı olan bu unsurlar, karşılaşmaları sayesinde yeni ilişkiler üretir. Resmin bütünü de bu ilişkilerin sürekliliği içinde şekillenir.
Yıllar boyunca oluşan resim dili, böylece tek tek biçimlerden çok, onların birbirleriyle kurduğu bağlarda belirginleşir. Her yeni resim, sanatçının daha önce oluşturduğu görsel hafızaya eklenirken aynı zamanda onu dönüştürür. Tanıdık bir motif başka bir renkte, alışılmış bir düzen farklı bir ritimde, bilinen bir yüzey yeni bir hareket içinde yeniden karşımıza çıkar. Yalçındağ’ın resmi, kendi geçmişini taşıyarak sürekli ileriye doğru hareket eder.++++++ taken in CerModern by @leventcalikoglu
7
a month ago
Download
From the Öner Kocabeyoğlu Collection: Passion and Patience
The exhibition titled “Passion and Patience” looks back at Öner Kocabeyoğlu’s long-standing journey as a collector. Featuring 143 artworks by 91 artists across different generations and geographies, it reveals the strong tendencies formed within the collection over the years through new encounters.
Along with the collection’s recent acquisitions, the exhibition explores what the relationships built over time—and between each other—by works acquired years ago might tell us today. Because sometimes, the true meaning of an artwork for a collector emerges not at the moment it is acquired, but years later when placed alongside other works.
Rather than presenting the collection in chronological order, the exhibition proposes thematic axes that point to shared realms of thought naturally formed over the years. Each section opens with a concept born from the collection’s own voice and continues with a question directed at the present:
“Face to Face / Who Are We?”, “Fantasy, Dream, and Contemporary Myth / Who Is Speaking?”, “Roles, Identity, and the Body / Who Constructs Reality?”, “Objects and Things / What Do We See?”, “Color Fields / Is Silence Possible?”.
The Öner Kocabeyoğlu collection is shaped by two complementary forces: passion and patience. Passion represents the excitement of the initial encounter, the capacity to perceive the unexpected, and the personal bond established with the artwork. Patience, on the other hand, encompasses the extension of this relationship over time—the wisdom of choosing, relinquishing, waiting, and looking anew. In this current selection where the balance between these two forces is distinctly felt, the works come together as markers of an excitement spanning many years, a progressively maturing aesthetic sensitivity, and an enduring curiosity.
Curator: Levent Çalıkoğlu by @leventcalikoglu
5
a month ago
Download
Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonu’ndan: Tutku ve Sabır
“Tutku ve Sabır” adlı sergi, Öner Kocabeyoğlu’nun uzun soluklu koleksiyonerlik yolculuğuna yeniden bakıyor. Farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan 88 sanatçının 140 yapıtı, koleksiyonun yıllar içinde oluşan güçlü yönelimlerini yeni karşılaşmalarla görünür kılıyor.
Levent Çalıkoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği sergi, koleksiyonun güncel edinimlerini göstermekle kalmıyor aynı zamanda yapıtların yıllar içinde ve birbirleriyle kurduğu ilişkilerin bugün bize neler söyleyebileceğini de araştırıyor.
Yüzler, bedenler, kimlikler, hayaller, mitoslar, nesneler, renkler…
Her bölüm, koleksiyonun kendi sesinden doğan bir kavramla başlıyor; bugüne yöneltilen bir soruyla devam ediyor:
Biz Kimiz?
Gerçeği Kim İnşa Ediyor?
Konuşan Kim?
Ne Görüyoruz?
Sessizlik Mümkün Mü?
Çünkü bazen bir yapıtın gerçek değeri ilk karşılaşmada değil; zaman içinde, başka yapıtlarla yan yana geldiğinde ortaya çıkıyor.
Tutku, ilk karşılaşmanın heyecanını, sabır ise, seçmenin, beklemenin, vazgeçmenin ve yeniden bakmanın bilgeliğini yansıtıyor. Tutku ve sabır arasındaki gerilimli ilişki koleksiyonu yaşayan bir kültürel varlığa dönüştürüyor. by @leventcalikoglu
4
a month ago
Download
Juana: Günümüz heykel sanatının en önemli temsilcilerinen biri olan Jaume Plensa’nın İstanbul’a geçici olarak armağan ettiği ikonik heykellerinden biri. Yedi metre yüksekliğindeki bu kadın başı, bulunduğu çevrenin ölçeğini ve algısını değiştiren bir varlık. Uzaktan ve yakından tüm bakışları görsel ilüzyonu ile yönlendiren, gün ışığının değişimleriyle ifadesi değişen Juana, bulunduğu mekanla birlikte anlam kazanıyor. Çevredeki mimari, doğa, insanların hareketi, günün farklı saatleri ve hatta mevsimler eserin deneyimini değiştiriyor.
Bir tarafta dökme demirin ağırlığı, sertliği ve kalıcılığı var. Diğer tarafta ise son derece sakin, gözlerini kapatmış, hassas ve neredeyse kırılgan görünen bir yüzle karşılaşıyoruz. Plensa, fiziksel ve ağır bir malzemeyle insanın görünmeyen, soyut ve kırılgan tarafını anlatıyor.
Bu karşıtlık aslında insan olmanın kendisine dair bir şey söylüyor. İnsan bedeni maddi bir varlığa sahip; dünyada yer kaplıyor, zamanın içinde yaşıyor. Ama aynı zamanda düşünceleri, duyguları, belleği ve hayalleriyle görünmeyen bir dünyayı da üzerinde taşıyor.
Juana bu iki alan arasında duruyor. Fiziksel olarak son derece güçlü ve kalıcı; duygusal olarak ise son derece hassas ve açık.
Küratörlüğünü üstlendiğim, beni son derece mutlu eden bir proje oldu bu. İstanbul’un kültürel ve kamusal hafızasına geçici bir etki yaratabileceğine inanıyorum. by @leventcalikoglu
11
2 months ago
Download
1997 yazı. Genciz, enerji doluyuz, hesap vereceğimiz kimse yok. Ben 27, Horasan 32, Temür 37 yaşında. ‘Yüzler ve Şeyler’ adlı sergisini yeni açmış, keyfi yerinde. Beyaz Golf’ü ile dönüş tarihi belli olmayan ucu açık bir Ege ve Akdeniz turuna çıkıyoruz. Antalya’da Mustafa’nın bir arkadaşına uğruyoruz, Olimpos’ta takılıyoruz. Oradan Turunç Yaz Akademisi’ne geçiyoruz, Amos’ta Ergin İnan’ı ziyaret ediyoruz. Neresi olduğunu hatırlamadığım su kaydırakları olan bir tatil köyünde, Temür’ün bir sonraki sergisine etki edecek olan çocuksu bir ruh hali ile eğleniyoruz. Sonrasında Bodrum’da Mustafa’nın abisine, Amelie Edgü’ye ve tartışarak ayrıldığımız Yavuz Tanyeli’nin atölyesine uğruyoruz. Sayısız eskiz çiziliyor, doğadan bulunan malzemeler ile denemeler yapılıyor, yeni fikirler tartışılıyor. Horasan ve Temür için yazdığım iki kitabın temelleri bu gezide atıldı ve  önce Temür sonra da Horasan’ınki Evin Sanat Galerisi tarafından basıldı. Bu geziden bayağı önce 1993’te sergi kataloglarını yazmamla başlayan tanışıklığımız, hepimizin yıllarca unutamadığı bu gezi ile gerçek bir dostluğa dönüşüyor. +++++ by @leventcalikoglu
195
5 months ago
Download
Millî Reasürans Sanat Galerisi arşivi dizimizin yedinci konuğu İrfan Önürmen.

3 Nisan–4 Mayıs 2002 tarihleri arasında gerçekleşen, İrfan Önürmen’in çalışmalarını kapsayan sergi, sanatçının üç yıllık üretimini bir araya getirirken, kolaj estetiği üzerinden şekillenen eleştirel yaklaşımını görünür kıldı. 

Küratörlüğünü Amélie Edgü’nün yaptığı sergiyle eşzamanlı olarak yayımlanan sergi kitabında, Levent Çalıkoğlu tarafından kaleme alınan metin yer alır. 

➡️ İlk günden bu yana, kent kültürüne ait birey üzerinden, dev bir kolaj yığınına dönüşen toplumun yapaylık anlarını, müzminleşen “kültürel erozyon” söyleminin açmaz ve nedenlerini, özellikle 1980 sonrası kendisine tarih ve yaşam içerisinde kalıcı bir yer bulamayan yeni bir kuşağın sıkıntılarını, yabancılaşan, bir başkası olmak için çırpınan ama bir türlü “öteki” olamayan bireyin kadersizliğini, ana caddeye yanlışlıkla çıkmış alt kültürün, arka sokağın kimliksizleşen kahramanlarını ve medyanın günübirlik birer süper yıldıza dönüştürdüğü çaresizlerin sosyolojik seyirlerini deşifre etmeye çalışan bir gözlem ve ifade biçiminin olanaklarını araştırıyor İrfan Önürmen.

Levent Çalıkoğlu’nun yazısına profildeki bağlantıdan erişebilirsiniz. ⤴️ by @leventcalikoglu
16
8 months ago
Download
Mustafa’yı,Hafriyat’ı, Anton, Hakan ve sonrasında Murat’ı bu resim ile tanıdım. 
1996 yılının bir kış günü, galericisinin açılışa katılmadığı Kare Sanat Galerisi’nde sergilenen ve gruba adını veren resim bu. Henüz Emlak Konutun, TOKİ’nin, yamyam müteahhitlerin olmadığı bir dönemde, inşaata tapan bir coğrafyadaki dönüşümü çoğu kişiden önce sezen, bir şeylerin geri dönülmez bir şekilde tüketilmeye başlandığını gören bir ruhun dışavurduğu bir resim bu. 
Bir döneme damga vuracak, resim sanatında yeni bir kuşağın doğuşunu  müjdeleyen, kendilerine “Kent Gezginleri” diyen yeni bir grup ve kuşağın unutulmaz imgelerinden biri. 
Bir şantiye olarak İstanbul’un müzmin tarihine işaret eden bu resmi her seferinde hayranlık duyarak pek çok kez sergiledim. Her seferinde de Mustafa’nın kırılgan ruh halini, imge kurarken gösterdiği hassas tercihi, yüzeyi farklı perspektiflerde inşa etme yeteneğini, sokak ile kurduğu derin ve özel bağı sembolize ettiğini düşündüm. 
Tanıyanlar bilir, Mustafa saatlerce sanat ve gündelik hayat arasındaki ilişkiyi tartışabilirdi, resme aşıktı, modern kent imgesinin kargaşasını severdi, değişen, dönüşen vızır vızır hareket eden tüm hız ve ritmin farkına varırdı. Bilge kişiliği, esprili keskin zekasına karşılık mütevazı, olabildiğince rahat, yaptıklarını abartmayan bir mizaca sahipti. 
Trafikte önümüzde zikzak çizen motokuryeleri, Florya sahilinde ya da Üsküdar açıklarında çekim yapan TV dizilerinin setlerini, gecekondular arasından geçen üstgeçitlerin tuhaf karmaşa ve geometrisini pek çok kişiden önce görmüştü. +++++++++ by @leventcalikoglu
39
8 months ago
Download
Yanlış anlaşılmaya müsaade etmeyecek kadar somut, jilet keskinliğinde yara izi bırakan keskin bir dili var MentalKLINIK’in. Pilevneli’deki güncel sergileri neredeyse yirmi yıla uzanan iç seslerinin dijital ve fiziksel dünyadaki karşılıklarını beklenmedik bir sertlikte dışavuruyor. Kusursuz bir teknik mükemmellikle sonuçlanan tüm yapıtların birlikteliği, doğal ile sentetik, dijital ile analog, gerçek ile yapay arasındaki anlamsal karşıtlıkları yıkarak hiper bir deneyim alanı yaratıyor. Sesler ritimden uzaklaşıyor, heykeller hayalet gibi yer değiştiriyor, sinematik algımız animasyon kültürü ve erken dönem atari oyunlarının dijital hataları ile allak bullak oluyor. 
++++* by @leventcalikoglu
8
a year ago
Download
Zamanının emek ve üretim gücünü temsil eden endüstriyel mirasın sembolik sanayi yapıları, her bir ayrıntısında insan hikayeleri barındıran modernist tarihin nostaljik mekanları, farklı kültür ve coğrafyalara ait ikonik binaların eşsiz geometrisinin yarattığı matematiksel düzen, günümüzde hala varolduğuna şaşırdığımız zamana direnen tarihi iç mekanlar ve kudretine hayran kaldığımız, kelimelerin tarife yetmediği eşsiz doğa parçaları… Ziya Tacir, coğrafya ve kültürler arası yer değiştiren bir seyyah gibi fotoğrafın insan, mekan ve doğa ilişkilerine kazandırdığı derin görsel anlamı kendi bilgi ve tecrübesi ile yeniden yorumluyor. Sahte ile gerçeği ayırt etmemizin giderek zorlaştığı dijital dönüşüm çağında, fotoğraf ile temsiline soyunduğu “şeyler” arasındaki kırılgan ilişkiyi anlamaya ve izlerken bize tanıdık gelen ama aynı zamanda sanki ilk kez görüyormuş duygusu uyandıran yeni kadrajlara odaklanıyor. Fotoğrafın belge niteliği ile estetik bir imge olma hali arasındaki sınırda, her bir ayrıntısı ile gerçekliği yücelten, görme zevkimizi uyaran anıtsal kayıtlar kurguluyor. Bir zamanların canlı, nefes alan, sesle dolu olan ama günümüzde sessizliğe gömülen mekan ve yerlerini, gelecekte sessizliğe dönüşeceğini hissettiren şimdiki zamanın kalabalık, çok sesli ve renkli yaşam alanlarını bir varlık ve yokluk algısı içinde sunuyor. 

Ses ve Sessizlik adlı sergi, 2011 yılından bugüne fotoğraf üretim tekniklerinin dijital gelişimini yakından takip eden Ziya Tacir’in, kendini adadığı literatürden özel bir seçkiyi bir araya getiriyor.
@ziyatacir @ibb_kultur @ibbmiras by @leventcalikoglu
1
a year ago
Download
🎨 Solo Botter: Burhan Uygur Sergisi 

Casa Botter’in büyüleyici atmosferinde, Burhan Uygur’un sanatının derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Levent Çalıkoğlu küratörlüğünde düzenlenen bu özel sergi, yalnızca sanatçının eserlerini değil, aynı zamanda onun hayatına dair kişisel eşyalarını, fotoğraflarını ve eserlerinde kullandığı malzemeleri de bir araya getiriyor.

Burhan Uygur’un sanatı, hayata bakış açısını, yaşamındaki insanları ve İstanbul’a olan tutkusunu yansıtıyor. İstanbul, onun için bir ilham kaynağı ve eserlerinde sıkça karşımıza çıkan bir tema. Casa Botter ise, İstanbul’un kültürel mirasının önemli bir parçası. Tarihi binanın dokusu, Burhan Uygur’un eserleriyle buluşarak izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunuyor.

📍 Casa Botter, İstanbul
📅 6 Şubat - 20 Mayıs (Pazartesi hariç her gün)
⏰ 10.00 - 19.00

#burhanuygur #sanat #kültürelmiras #culturalheritage #i̇stanbul #casabotter #sergi #türksanatı #sanattarihi #modernsanat #sanatvehayat #sanatgecesi #resim #şiir #istanbulsanat #studiotulpar #tarihvesanat by @leventcalikoglu
1
2 years ago
Download
Evinde Hissetmek. Yeniden ve Yeniden sergisinin küratörü Levent Çalıkoğlu ile sergi üzerine yapacağımız konuşmaya izmirde olan arkadaşlarımızı bekliyoruz. Bu arada sergi  01. Nisan. 2025 tarihine kadar uzatıldı, bu bilgiyi de buradan paylaşmak istiyorum.
@leventcalikoglu @f.a.artgallery @fusundolek @girgin2003 by @leventcalikoglu
3
2 years ago
Download

Download All

Save the photos and videos currently loaded on this page.

0Photos
0Videos
Ready to download 0 / 0

Keep this tab open until your download is ready.

back to up